mercan etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
mercan etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

köklerin burada daha rahat edicektir

Leon ;


şimdi seni toprağa kavuşturuyorum ve köklerini sonsuzluğa bırakmana yardım ediyorum.

Sonsuza dek hoşçakal.


Mercan ve Mathilda :)



Otopsiraporu ( onur ) ile eski aşk acılarımızı konuşurken birden aklımıza bu derin mevzuları karikatürize etmek geldi. - yani fikir tamamen benden çıktı , o çizdi :)
cidden çok hoşuma gitti sevdim ...
İşte ara ara aşkım depreştikçe yazdığım ;
Mercan :)
umarım hoşunuza gider.


Dum spiro spero...

Nefes aldığım sürece umuyorum...

Bir gölge gibisin içimde , uzaklaştıkça büyüyor iz düşümün..


...Keşkelerin olmaktan öteye geçemiyeceksem,ben yokmuşum gibi davranmaya devam etmelisin.Bırak kalsın dağınıklığım, toplamaya çalışma ardımdan. Sessizliğimi alıp giderim ben.

Geride kaldığını düşünme çünkü içimdeyken, seni ardımda bırakıp gitmem biraz zor olur.
Elimizde kalanlarla yaşamaya çalışmadan hep daha fazlasını istemekle mi yaptık hatayı ?
Sen bunların bilincindeyken tüm şuurunla geldin bana fazlası olamıyacağını bile bile .
Suçlu arar gibi bir halim olsada, kader demekten başka bi çarem yok .
Kaderde ayrılık varmış ,hasret varmış, acı varmış.

Bir asansör boşluğunda kaldı bizim sevgimizin ilk heyecanı, bir taksinin camında son bakışlar ...
Ağladığım için tam göremedim sen de bana baktın mı ?
Mercan gözlü adam.Ben parmak uçlarımla sevdim seni bir cerrah gibi , yoksa bu denli özen göstermeden üstün körü yaşardım, inciterek...
Büyük ellerinde kaybolurken avuçlarım ben hissettim sıcaklığını .
Öylesine,sıradan, bayağı bedenlerde aramadım seni, kaldı ki bir başka göz de bile bulamamışken...
Neden yaptın? Keşke bütün meyhanelerini gezseydin de İstanbul'un, beni kadehteki dudak izlerinde arasaydın ...
Şimdi ne yapmalıyım diye düşünüyorum da sanırım bundan fazlasını yapamam.
Gel desem gelmiyeceksin, "gel desen de gelmem". O halde kal orada, ben de burada.

Sen orda ben burda ...
Ömür biter nasıl olsa...

Sen olsanda olur olmasanda

Özlüyorum galiba ...
Sessizlikte daha çok geliyorsun aklıma ...
Gözlerini, hafif marur bakışların...
Yüksek ökçeli hayatından, benim düz taban hayatıma inişinin zorluğuna dayanamayışın, isyanların... Zorlanışların ... Gidişlerin...
O halde git, git diyor şair
Peki neden başka birşey diyemiyor."Gidersen git" mesela ya da bir daha gelme gibilerinden illa bir açık kapı kalıyor gidenin ardından?
Belki kalanın kapıları kapatmamak istediğindendir belki de gemiler yanmadan yerinde dursundur tek istediği.
Ben onu bunu bilmem sadece acımı yaşarım, özlerim , ağlarım sızlarım.Hayatımı karman çorman yaparım. Senin haberin olmaz ben hayatta kalırım öyle köşelerde biyerlerde ...
Arada bir hasretin hortlar ... Susarım , sessizleşirim , dinginleşirim ...
Bir şekilde sen yoksan bile seninleymişim gibi devam ederim.
Sanıyorum kişisel saplantıdan öteye geçmez sensizlik elbette ruhsal bozukluklara neden olabilecek dozda sevgin var hala içimde ama bu asla şizofrenik bir vakka halini almıyacaktır
Ben sadece acımı yaşıyorum hepsi bu .
Ben acımla yaşamayı öğreniyorum.
Sen olsanda olur olmasanda ...
.

Günün Tınısı

belki bir gün özlersin …
başka adamlarla
başka şehirlerde yürürken .

okuduğun ilk roman
sevdiğin ilk adam
yasal acılarından
hatta yalnızlıktan
belki dolar gözlerin .
başka adamlara
başka şehirlerde
belli etmezsin …

seçtiğin bu hayat
geçtiğin son adam
yasal acılarından
hatta yalnızlıktan
sessiz harfler seçersin .
başka adamlara
başka şehirlerde
belli etmezsin …

belki bir gün özlersin …

sil gözünün yalnızlıklarını …
o an fısılda duvarlara adımı .
bin bıçak var sırtımda ,
biniyle de adaşsın
herbiri hayran sana …

Bu şarkıyı kendime itaf ediyorum.İçimdeki sessizliğe söylüyorum...



seni ...

Seni, bağırabilsem seni,
Dipsiz kuyulara,
Akan yıldıza.
Bir kibrit çöpüne varana,
Okyanusun en ıssız dalgasına
Düşmüş bir kibrit çöpüne.

Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
Yitirmiş öpücükleri,
Payı yok, apansız inen akşamdan,
Bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene,
Seni, anlatabilsem seni....
Yokluğun, cehennemin öbür adıdır
Üşüyorum, kapama gözlerini....

Ahmed Arif

incelikler yüzünden...



İncindim, incitildim derinden
Terkettim kendimi
Tesadüfen karşılaştım içimde Kendimle yeniden
Bir minicik kız çocuğu bak Duruyor orada hala
Anlatamam gördüklerimi
O neşeli çocuğa

Artık beni asla yaralayamaz
Hayat eğer istemezsem
Yıllar beni kolay yakalayamaz
Ben durup beklemezsem
Siz yine de incelikli davranın
Benim kadar değilse de
Ben bu yüzden, incelikler yüzünden

Belki daha çok üzüldüm





Ne zamandır Günün Tınısı yapmamışız ya hu neden uyarmıyorsunuz :)
Yine resim destekli bir tını umarım beğenirsiniz ...






Sana şiirler yazmak isterdim...

sana şiirler yazmak isterdim

ama olmuyor işte olmayınca

kırılıveriyor ellerim parmaklarım

yılgınlıktan değil bilesin bu halim

seni düşündüğümden yazamıyorum bunca

ibrahim Eryılmaz

ne koptu aramızda

ne koptu aramızda nasıl bir rüzgarki bir anda fırtına gibi bağlıyor bazen melteme dönüp ayırıyor bazen ölüm gibi çöküyor sensizlik bazen siktir et diyordu hayatı bazen yalnızım bazen seninle alıyorum nefesi ben böyle değildim paradigmalara takılıyorum senle gücümü kaybediyorum ne koptu aramızda babağılığımı kaybediyorum zaman zaman gücümüde yeriliyorum anlatılmaz senaryoların oyuncusu oluyorum seni düşünürken oysa seninle yaşarken maskelere ihtiyacım yok ama maske takmakta istemiyorum seni yaşarken sadece senle olmak istiyorum senin yüzünde güvenlli ifadenin vermiş olduğu mutluluğu görmek seni sıcacık duygularla beslemek güneş olmak diyorum sana güneş gibi ısıtmak ne koptu aramızda güneşin olmak abin kardeşin sevigilin hocan kocan haytın olmak ne koptu aramızda bütün güçlerimi toplamak sana vermek istiyorum unutmak senden önceki yaşananları senle olmak cümleler biliyorum ya aşkım bitiremiyorum olmuyor sana cümle kuramıyorum ne koptu aramızda

sen yanımda olmadığında sanki ben tam olarak kendimde değil mişim gibi geliyor bana

Sana bir tümce haykırış hazırladım
Belki bloğundan da haykıra bilirdim ama sen haykır benim yerime oradan
Sana sadece devrik cümleler verebilirim Danteye inat
Ne bileyim işte büyüyor gözlerin gözlerin patehon'nun dehşetli kubbesi gibi
Gülüşünle değişiyor tüm evren, bir anda dağılıyorum bir tümcedeki harfler gibi
Sana hiç bir şey demiyorum her şeyi der gibi anlatamıyorum
Unuttuğum kelimeler var sana söylemediğim belki de hiç kimsenin bilmediği
Sana özel sadece sana dene bilecek
Anlına kondurulacak bir öpücük gibi
Bakıyorum sana ve geçen bir yılıma zafer takının sağından soluna doğru bir yanda Şanzelize bir yanda 21. yüzyıl
Bazen yürüyorum varlığının yokluğunda sana yaklaşan her dokunuş gibi
Umarsızca yağmur altında koşan bir bedenin Newtona inat yer çekimine karşı gelmesi gibi
Aristo geçiyor aklımdan aristooooooo hey, zaman sana inat sen zamana
Rasyonalist yaklaşımlar bile duruyor aklımda sen varken
gel yanıma gel... Ne olur şimdi. Oysa hayatımın hangi noktasında tanıdım seni yoksa Dostoyevski'nin Yeraltından Notların damıydın. Büyü gözlerinle bana bakarken gülümseyen dudaklarında bir nur şelalesini yaşıyor bedenim
Sana sadece anlamsız sözler ve devrik cümleler vere bilirim sürrealist akımlara neden olan
Senin için bazen Samuel Beckett, Simone de Beauvoir, Friedrich Wilhelm Nietzsche olabilirim belki de Gabriel Marcel
Ya anlasana sana sen diyemiyorum sen içimdeyken karmaşık cümleler konuşmalarıma yansıyor sen aklımdayken dilim damağım kuruyor aklım bedenim duruyor seni özlüyorum sen yanımdayken
Hadi gel uzanalım asyadan avrupaya belkide daha uzağa karmaşıklığında hayatın
Sana sadece sen olan bir ben verebilirim bazen uzak bazen yakın uzakta ama yakında dokuna bildiğin öpebildiğin tutmadığın yaşayamadığın özlediğin umursamadığın bir ben
Birçok zaman Seine nehrine bakarken sen geldin akılıma bir fransızın bakışlarında seni aradım bazen munihte bazen Romada bazen Napolide bir sokak arasında seni aradım
Anlayacaksın beni anlamayacaksın dokunuşun vaz geçilmezliğini nerede olduğunu nasıl olduğunu nasıl yüceldiğini
Sen bu cümleleri okurken Dante bile gülüyor bana Piazza della Signoria meydanından bakarak iyiki Türk değilim diye
Ben senin için katlederken böyle bir yazıla Türkçeyi...
nekadarda büyüksün nekdarda yüce ve sevgi dolu
Set quoted_identifier off use master go misali bir SQL cümlesinin sonunda Fontana del Nettuno da görüyorum seni
Seni evet seni seviyorum...

sen bunları okurken sadece iki şey anlayacaksın
sen ve sana olan tutkum aşkım herşeyim

hoşgeldin ruhum

Bana bu cümleleri kuran hayatımın en değerli insanı Mercan ım teşekkür ederim Ruhum..

Gecenin karanlığında kanat açmış giderken sonsuzluğa elimde varoluşun kokuşmuşluğu bezeli kitaplarda stratejilerin relaize cümleleriniokurken yokluğunda hissediyorum dalmış gözlerimde seni, yılların eskitemediği bir güzellikte venedeğin kanallarında gondolumda giderken senibaşkaldırmış cümllerin eşliğinde haykırıken ruhum sirmionede bir deniz kızı misali seni görüyorum sanki varda gölündeymiş gibi seni yakalamaya çalışıyorum deniz gibi yanlızlığımda ben giderken sensizliğe doğru cümleler tükeniyor dilimde bir anda kendimi s.antonyo kalesinde buluyorum kapana kısılmış cem sultan gibibeyazıtı şerri gibi çökerken yanlızlık.ben seni düşünürken napolide bir yelkenli oluyorum uzak denizlere açılırmış gibiöylesine mavi öylesine duru öylesi sen işteyanlızlığım gelince aklıma vezür yanardağı patlıyor, küllenirimde donuyorum popeii gibi ben seni öylesine seviyorum işte bazen leonardo bazen dante gibi floransa gibisin heryanında bir şehfet bir sanat bir aşk bir sevgi var sevgilimbazen düşünüyor bazen çiziyorum seni başak başak tarlalar uzanıyor yollarımda yanlızlığı topluyorum sana hasret kelimelerde geceği kovalıyorum gündüzleri biriktiyorum senin için bazen patehon'a benzetiyorum mabedinitanrının evi misali bazen sen oluyorsun doluyorsun içime işte öyle birşey ...dizeler hep yarım kalıyor...Ben seni yaşarken açık cümlelerdeAn gibi geliyorsun aklıma Şakaklarımda hissediyorum yanlızlığın dayanılmaz acısını...Aslında herşey faklı olurdu yanımda olsaydın, ben buyollladan giderkenKalsaydın yaşasaydın yada gönül bahçemde BAŞAK OLSAYDIN