mathilda etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
mathilda etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

sessizlik bitti

Bu yazı gelen maillere cevaben yazıyorum.

Herşey yolunda korkmayın arkadaşlar . 1 Haftadır blogu kapatttım öylece içine ettiğim şeye ara ara kendim girip bakıyordum ama sonunda sevgili Emre Zeytin imdadıma yetişti minik kuzum ve sessizliğe onun sayesinde son verdik yayın hayatımıza geri döndük :)
şimdii
Bu ay yine toplaşıyoruz;

Sevgili Caner ve Yavuz bu işe el attılar profosyonel bir çalışma yapıp organizasyon işini hallettiler
ben de buradan duyuruyorum.

Yer : Alsancak Kordon
Mekan : Kordon Kafe
Tarih : 24 Mayıs 2008
Saat : 13:00

kayıt için lütfen bunu kullanın

http://www.icerdenevar.com/kayit/kayit.php

ayrıca yine mail de atabilirsiniz

basak@basakolmez.org


Hepinizi bekliyoruz.

köklerin burada daha rahat edicektir

Leon ;


şimdi seni toprağa kavuşturuyorum ve köklerini sonsuzluğa bırakmana yardım ediyorum.

Sonsuza dek hoşçakal.


Mercan ve Mathilda :)



Otopsiraporu ( onur ) ile eski aşk acılarımızı konuşurken birden aklımıza bu derin mevzuları karikatürize etmek geldi. - yani fikir tamamen benden çıktı , o çizdi :)
cidden çok hoşuma gitti sevdim ...
İşte ara ara aşkım depreştikçe yazdığım ;
Mercan :)
umarım hoşunuza gider.


sessizlik

istediğim tek şey belkide bu zamanlar biraz sessilik...
yorgun argın eve gelip ilk önce biraz müzikle dinginleştiriyorum kendimi sesli harflerle eşlik ediyorum. kahvemi içiyorum sıcaklığında bir sevgilinin hayali ya da yolunda giden hayatın düşüncesi ile ...
sonra birkaç lokma birşey atıştırma... zamanı rutininde yaşıyorum
yine ben sessizlik istiyorum kendi kendime.
ve otururup bilgisayarımın başına birşeyler yazarsam belki iyi gelir diyorum içimden.
yazarken harflere dokunuyorum sadece noktalar, virgüller umurumda bile değil cümleleri ben yönlendirmiyorum ki istediğim yerlerde istediğim şeyleri yapabileyim.

bana iyi geleceğine inandığım şeyleri yapıyorum son zamanlarda ama hiç birşey iyi olmama neden olmuyor.
depresif bir ruh hali , saçmasapan, karman çorman düşünceler ardı sıra...


sessizlik

sessizlik

işte istediğim tek şey bu.


karanlıkta dinginleşiyor, korkularımdan arınıyorum.
engellemeye çalıştıklarım büyüyor içimde ... susuyorum.
kendimi anlamaya çalışıyorum
anlıyamıyorum.
duygusuz sevişmeler...
istem dışı aşklar...
işte bunlardan ibaret.

geride kalanlarla yaşamaya başlıyorsun biraz zaman geçtikten sonra, keşkeler içinde boğulurken birdaha asla diyorsun ama bi kaç viraj sonra uçurumun olduğunu unutuyorsun.
pişmanlıklar içinde yitiyorsun işte böyle .. sonra bunları yazıyorsun.. yazarken bi kez daha anımsayıp geçmişi, hataları yine kahroluyorsun...


şimdi sadece sessizlik.

Ben bu saatten sonra hizaya gelsem ne olur...

Acı hatıralarla bu evde
Bitmekte gün yine kederli...
Sıkıldım bu sefer hakketen
Büsbütün dağıttım kendimi...

Ben bu saatten sonra hizaya gelsem ne olur?
Ben bu saatte sevdayı bulsam ne olur?

Aklıma gelenleri söylemem lazım
Lafımın arkasaında durup dönmemem lazım
Eğilmeden, kırılmadan dimdik ayakta
Hatta, belki bu şehri terketmem lazım...




Bir gölge gibisin içimde , uzaklaştıkça büyüyor iz düşümün..


...Keşkelerin olmaktan öteye geçemiyeceksem,ben yokmuşum gibi davranmaya devam etmelisin.Bırak kalsın dağınıklığım, toplamaya çalışma ardımdan. Sessizliğimi alıp giderim ben.

Geride kaldığını düşünme çünkü içimdeyken, seni ardımda bırakıp gitmem biraz zor olur.
Elimizde kalanlarla yaşamaya çalışmadan hep daha fazlasını istemekle mi yaptık hatayı ?
Sen bunların bilincindeyken tüm şuurunla geldin bana fazlası olamıyacağını bile bile .
Suçlu arar gibi bir halim olsada, kader demekten başka bi çarem yok .
Kaderde ayrılık varmış ,hasret varmış, acı varmış.

Bir asansör boşluğunda kaldı bizim sevgimizin ilk heyecanı, bir taksinin camında son bakışlar ...
Ağladığım için tam göremedim sen de bana baktın mı ?
Mercan gözlü adam.Ben parmak uçlarımla sevdim seni bir cerrah gibi , yoksa bu denli özen göstermeden üstün körü yaşardım, inciterek...
Büyük ellerinde kaybolurken avuçlarım ben hissettim sıcaklığını .
Öylesine,sıradan, bayağı bedenlerde aramadım seni, kaldı ki bir başka göz de bile bulamamışken...
Neden yaptın? Keşke bütün meyhanelerini gezseydin de İstanbul'un, beni kadehteki dudak izlerinde arasaydın ...
Şimdi ne yapmalıyım diye düşünüyorum da sanırım bundan fazlasını yapamam.
Gel desem gelmiyeceksin, "gel desen de gelmem". O halde kal orada, ben de burada.

Sen orda ben burda ...
Ömür biter nasıl olsa...

Sen olsanda olur olmasanda

Özlüyorum galiba ...
Sessizlikte daha çok geliyorsun aklıma ...
Gözlerini, hafif marur bakışların...
Yüksek ökçeli hayatından, benim düz taban hayatıma inişinin zorluğuna dayanamayışın, isyanların... Zorlanışların ... Gidişlerin...
O halde git, git diyor şair
Peki neden başka birşey diyemiyor."Gidersen git" mesela ya da bir daha gelme gibilerinden illa bir açık kapı kalıyor gidenin ardından?
Belki kalanın kapıları kapatmamak istediğindendir belki de gemiler yanmadan yerinde dursundur tek istediği.
Ben onu bunu bilmem sadece acımı yaşarım, özlerim , ağlarım sızlarım.Hayatımı karman çorman yaparım. Senin haberin olmaz ben hayatta kalırım öyle köşelerde biyerlerde ...
Arada bir hasretin hortlar ... Susarım , sessizleşirim , dinginleşirim ...
Bir şekilde sen yoksan bile seninleymişim gibi devam ederim.
Sanıyorum kişisel saplantıdan öteye geçmez sensizlik elbette ruhsal bozukluklara neden olabilecek dozda sevgin var hala içimde ama bu asla şizofrenik bir vakka halini almıyacaktır
Ben sadece acımı yaşıyorum hepsi bu .
Ben acımla yaşamayı öğreniyorum.
Sen olsanda olur olmasanda ...
.

Ah bu şarkıların gözü kör olsun

Neden şarkılara endeksleriz hayatlarımızı ?
Kendimizi buluruz her tınısında ya da yaşanmışlıkların gerisinde ki ayak izleri gibi görürüz...
İlahi bir güce sahip olduğundan mıdır? (bilmem) Alıkoyamayız ya eşlik etmekten kendimizi , dinlerken kimi zaman gözlerimizi yumup, içine girer yaşarız adeta.
Ağlarız , gülümseriz, yaşarız...
Arabesk müzik ; herkesin bir kere dinlediği ama dinlediğini söylemekten utandığı tarz. Tamamen bir hata çünkü ; arabesk bir yaşam tarzıdır, düşünüş şeklidir.Dikkat edin insanlar dinledikleri sevdikleri müziklerin ruhlarına bürünür. Belki anlık görünüşlerdir belki de tamamen yaşamlarına uyarlarlar.
Tınılar... Ah tınılar...
Kim aşık olupta kaybolmaz ezgilerde ?
Mutlu olunca neden göbek atarız dokuz sekizlik namelerde ?
Türkülerde coşar, sanat müziğinde demleniriz...
Her ruh halimize uygun bir melodi vardır muhakkak.
Sadece önemli olan doğru yer ve doğru zamanda, doğru şarkıyı bulabilmek. O zaman gerisi geliyor zaten.
Sevgi ile kalın.
Mathilda.

Günün Tınısı

belki bir gün özlersin …
başka adamlarla
başka şehirlerde yürürken .

okuduğun ilk roman
sevdiğin ilk adam
yasal acılarından
hatta yalnızlıktan
belki dolar gözlerin .
başka adamlara
başka şehirlerde
belli etmezsin …

seçtiğin bu hayat
geçtiğin son adam
yasal acılarından
hatta yalnızlıktan
sessiz harfler seçersin .
başka adamlara
başka şehirlerde
belli etmezsin …

belki bir gün özlersin …

sil gözünün yalnızlıklarını …
o an fısılda duvarlara adımı .
bin bıçak var sırtımda ,
biniyle de adaşsın
herbiri hayran sana …

Bu şarkıyı kendime itaf ediyorum.İçimdeki sessizliğe söylüyorum...



Yeni Yıl


Merhaba arkadaşlar.
Biliyorsunuz Başak "mercimeğim" hasta ve yazamıyor... :(
Yerini dolduramam biliyorum ama sizi yalnız bırakmamamı istedi benden.
Kuzumun hazırladığı bu tebrikle yeni yılınızı kutluyoruz...
Sağlıkla nice yıllara...

Hastayım Üleenn

Faranjit, idarar yolları iltihabı ve ülser, bir bünyeye sanırım çok ağır gelir.
O yüzden sizlerden uzak kalıyorum ilaçların etkisi ile bi an için kendimi iyi hissettim ve bir kaç satırda olsa sizleri haberdar etmek istedim.Bir kaç gün ümit ve Pınar idare edicek kendinize dikkat edin.Sizleri seviyorum.

Mathilda.

Susuyorsam bir nedeni var

Canlarım , yavru kurtlarım :) Henüz işe adapte olamadığım için ne yazık ki birazcık sizleri boşladım.
Sakın üzülmeyin bomba gibi hikayelerle muhteşem bir dönüş yapıcam.Hepinizi çok Seviyorum...

herşeyim :)




Vazgeçilmezim, içtikçe içesim gelen şey.İçimi ısıtan, belki de yalnızlığımı paylaşan, yansımasında kendimi bulduğum ...
Bu kadar değer verdiğim bir şey hakkında yazmasam ayıp olurdu.Baktım Türk kahvesi için yazmışım, çikolata için yazmışım neden kahve için yazmıyayım? :)
İçiminin ötesinde yapımı da zordur, özeldir mesela; su dan önce fincana koyulur ve üzerine asla kaynar su dökülmez o zaman tadı kaçar hemen bir kaç tıngırdamada suyu alıp ilave ederseniz daha iyi olur .Dilerseniz ilk önce küçük bir cezvede çok az miktarda toz şekerle kavurursanız inanılmaz bir lezzet çıkar ortaya .Ruh halinize göre içine bir tatlı kaşığı sarelle de ilave edebilirsiniz inanılmaz olur :) İçeceğiniz fincan da önemlidir çünkü; kahve ve fincanın bütünleşmesi gerekir. Genellikle ben büyük fincan kullanırım.Buharında elimi ısıtmak için ya da ne bileyim belki de hemen bitmesini istemediğim için.
Herşey bir yana içtiğiniz ortam ve o an bulunduğunuz eylem de önemlidir.Bir şeyler okuren,yazarken,dinlerken o işe refakat edebilir.
Kahve seni seviyorum sen de beni sev olur mu :) senden başka kimsem yok hehehe

incelikler yüzünden...



İncindim, incitildim derinden
Terkettim kendimi
Tesadüfen karşılaştım içimde Kendimle yeniden
Bir minicik kız çocuğu bak Duruyor orada hala
Anlatamam gördüklerimi
O neşeli çocuğa

Artık beni asla yaralayamaz
Hayat eğer istemezsem
Yıllar beni kolay yakalayamaz
Ben durup beklemezsem
Siz yine de incelikli davranın
Benim kadar değilse de
Ben bu yüzden, incelikler yüzünden

Belki daha çok üzüldüm





Ne zamandır Günün Tınısı yapmamışız ya hu neden uyarmıyorsunuz :)
Yine resim destekli bir tını umarım beğenirsiniz ...






Değişiyorum...

Uzun zamandır kendime ait birşeyler yazmadığımı farkettim . İçimden gelenleri susturduğumu hatta kendimi bile dinlemediğimi...
Sessizleşmişim elimde olmadan kaybetmeye alışıyor insan gitgide bir karakteristik özellik halini almaya başlıyor.Soruyorum şimdilerde kendime ; ben büyüyor muyum yoksa?
Elbette büyüyorsun, d
eğişiyorsun bunun başka bir anlamı olabilir mi bu içindeki değişikliğe verdiğin bir reaksiyondan başka birşey olamaz.
En güzel yanı da sorduğun sorulara kendin yanıt bulabiliyorsun ya işte erdem bu diyorsun .
Ne demiş şair "Kapıldım gidiyorum bahtı
mın rüzgarına." İşte gittiğim anlardan biri. Zamanlı yaşamak her duyguyu, en yerinde insanı olgunlaştıran tecrübelerden değil midir?
Med Cezirler var ya işte onlar biraz yıpratıyor sanıyorum. Belkide hayat bundan ibaret kimbilir Üstad çözememişte ben mi çözeceğim.
Öğrendiğim bir kaç şey var; edinidğim
tecrübelerden, şu yaşıma kadar gördüklerimden.

  • Kırıldıkça daha da sağlamlaşıyorsun bir daha ki sefer daha kırılmaz , yıkılmaz oluyorsun.
  • Üzüldükçe mutluluğun önemini daha bi anlam kazanıyor. Yitirdiğin sevinçlerin peşine düşüyorsun.
  • Düştükçe daha çok düşüyorsun. Ama tekrar ayağa kalkmak için özün sana destek veriyor sırtını yine kendine dayayıp güvende hissediyorsun kendini.
  • Ağladıkça gülmeyi öğreniyorsun.
  • Sevildikçe sevmeyi.
  • Sarıldıkça sıcaklığı bağlanmayı...
Daha bir çok şeyi öğretiyor hayat elbette.Ancak; öğreneceğim o kadar çok şey var ki ...
Belki bir bebeğin kokusunda, belki bir sevgilinin koynunda, belkide annemin bakışlarında görebileceğim anlayabileceğim daha çok şey var.
Sadece yaşamak gerek zamanla herşeyi...