şimdi sadece sus işte hepsi bu
Şimdi ellerimi kenetleyip, öylesine durup bekliyeyim mi ?
Sadece birşeyleri bekleyip olsun diye yerimde mi saymalıyım?
İçimdekileri sadece sen bil diye, sırf haberin olsun diye mi döküyorum sanıyorsun?
Keşke sen yanılıyor olsaydın.
Ama ne yazık ki ben yanılmışım.
Gitgide uzaklaşıyorum hayattan...
Sessizliğim asaletimden mi?
Hır gür yapmadan sadece sen iyi ol diye susuyorum.
Susuyorum çünkü; konuşsamda bir faydası yok.
Yok.
Yaptıklarımın da bir anlamı yok.
Şarkılar dinliyor, kitaplar okuyorum, güzel şeylere bakıyorum... Sonra tekrar dönüyorum gerisin geri.
Birşeyler öğrenmek için geç mi ?
Hayatım boyunca öğrendiklerim yeterlimi yoksa?
Nasıl olsa hayat, yineler kendin nükseder her defasında.
Hiç akıllanmıyacaksın değil mi Başak hiç dur durak bilmeyeceksin.
Sus sadece sus konuşmayı deneme bile. Buhran geçireceksin yakında o olacak.
-Deneyimsiz misin ?
Asla!
-Peki ya korkak?
(kısık ve içten olmayan bir kahkaha)
O halde neden bu suskunluk ve kendini geriye çekişin bu anlamsız iç çekişin ?
Nelerin habercisi bu karın ağrısı... şiiiit sesini yükseltme içinden konuşmaya devam et.
Sus sadece sus işte hepsi bu.
| Yazar: Başak Ölmez | Tarih: Perşembe, Haziran 26, 2008 | 0 yorum
| Etiketler: kişisel, ramak kalanlar, saçmalık |
Harikamıyım neyim yahuu :)
Kariyer.net Kişilik Testlerinden birini çözdüm sonuç bu çıktı. Ya ben madem bu kadar mükemmel ve harikayım ki test öyle diyor o zaman neden hala buradayım ve bunları yazıyorum :)
Test sonucumu sizlerle paylaşmak istedim. Beni daha iyi tanıyın diye :)
BASAK OLMEZ D.I.S.C. Kişilik Envanteri Özet Paragrafı
- Fikirlerini ve düşüncelerini açıkça ifade eder, insan ilişkileri çok güçlüdür.
- Güvenilir ve hoşgörülüdür, saygı duyulur.
- İlginç, canlı ve hareketlidir.
- Kişisel problemleri kolaylıkla anlar.
- Yenilikçidir, değişik aktivitelerde yer almayı sever.
- Dinlemekten çok konuşmaktan hoşlanır, kelimelere hakimdir.
- Çevresindekileri motive eder, ateşler.
- Kendine güvenir, olması gerektiği imaji sergiler.
- Tanımaya, öğrenmeye isteklidir.
- Takım çalışmasına uygundur.
- Ortak amaçlara, hedeflere kolay adapte olur.
- İyimserdir.
Başak Ölmez ve Garip Bir Söyleşi
Sevgili Levent üşenmemiş tee kalkmış Bursalardan gelmiş. Neden? Sırf benimle röportaj yapmak için.
Tabii ki yalan :)
Levent yıllık iznini ailesi ile geçirmek için Didime tatile geldiğinde görüşmek için sözleştik bu arada da böyle bir çekim yapıverdik. Aslında tam anlamıyla da böyle olmadı amaaaan neyse işte Can
( Levent in oğlu) çekti, biz konuştuk, Yetkin de (sevgilim) karşımda oturup benimle dalga geçti :)
Ciddi anlamda bunaldım, terledim ve utandım yahu ne kadar zor birşeymiş kameralara alışmam zaman alıcak.
Biraz kilolu çıkmışım demek gerçekten doğruymuş 10 kilo fazla gösteriyormuş :)
Neyse lafı fazla uzatmıyayım işte o iğrenç röportaj elimde ki peçetedir önceden belirteyim ama konuşmanın sonunda artık o bir peçete değildi :)
isteksiz istekler
Bunlardan biri kendi işimi kurmak ki bu nasıl olucak hala bir fikrim yok ama bunu en kısa sürede yapmam gerek.
...................................................
Kilo vermek istiyorum.Öyle böyle değil planlarımın arasında yaklaşık bir 30 kilo var çünkü sıfır beden olabilmem için bu kadar kilo vermem gerek :)
...................................................
Bunun haricinde İtalyanca ve İspanyolca öğrenmek istiyorum.
...................................................
Ablamla yine sabahları sahilde yürüyüş yapmak istiyorum.
...................................................
İstiklal de kaybolmak istiyorum
...................................................
Kısa vade de Urlaya ya da Foçaya gidip Fedon'a benziyene kadar bronzlaşmak istiyorum. Belki de yıllar sonra Datça olabilir...
...................................................
Balık tutmak istiyorum.
...................................................
Sevgilimin çocukluğunu çok merak ediyorum sırf bunun için geçmişe dönmek istiyorum çünkü ; onunla evcilik oynamak istiyorum :)
...................................................
Saçlarım artık uzasın istiyorum.
...................................................
Kırmızı yüksek ökçeli pabuçlar istiyorum :)
...................................................
Eski odamı geri istiyorum
...................................................
Oya (yöneticim) tatilden hiç dönmesin hatta gittiği tatil yöresine aşık olup oraya yerleşip domates yetiştirme kararı alsın istiyorum.
...................................................
Bir sabah zengin olarak uyanmak istiyorum.
...................................................
Dünya barışı sağlansın istiyorum :)
çok şey mi istiyorum?
Aaaa bi de anne olmak istiyorum

bitti.
asabiyim!
saat 11:40 sabahın en sinir bozucu saatleri çünkü öğle arasına 20 dk kaldı e bu dakikalar her nedense geçmek bilmiyor.
karnım aç!
çok kilo aldım! ne yemeği başak!
saçlarımdan nefret ediyorum!
kırmızı oje sürmek istiyorum hemen şimdi!
kahvenin tadımı bi garip ne (?) yok yok iyi değilim.
SGK dan nefret ediyorum ya kardeşim ben bilgisayar tamircisiyim ne anlarım
evraktan-mevraktan
sıkıldım bunaldım blog anlıyor musun?
bu senin rengin de bunalttı beni içimi kararttın -simsiyah- ne o öyle?
yıllık iznimde gelmedi hala.bi garip bu adamlar daha 6 ay oldu işe gireli yıllık izin hakkı verdiler bana. oooff
yazmıycam canım sıkıldı.
.........................................................
saat 21:03 hala işteyim evraklar var girmem gereken dağ gibi önümde ben onlara bakıyorum onlarınınsa hiç umurunda değilim cümlelerim bile devrildi ne yazdım ulen ben.!
sıkkınım kardeşim bunaldım.
kahrımdan ölücem.
duyanım var mı merak ediyorum.
manitamda zaten iş için seyehatte :) bu replikten oldum olası nefret etmişimdir...
-sunucu kadına sorar:
eşinizin sizi aldattığını nasıl anladınız?
-kadın yanıtlar :
eşim son zamanlarda sık sık iş seyehatlerine çıkıyordu sonra birgün hiç gelmedi :)
ulan yetkin aldatıyor musun beni yoksa ?
:)
ben bu yazıdan da sıkıldım
baş baş !!!
içimi dökebilir miyim ?
Hayatım da herşey iyi gidiyor son zamanlarda. Yapılan hataların bedellerini ödemiş olmanın verdiği rahveti yaşıyorum.
Bir çoğunuz bilir geçen yaz boyunca iğrenç bir işsizlik süreci yaşadım ve inanılmaz komik bir şekilde hastası olarak gittiğim sağlık merkezinde işe başladım. İş güzel gidiyor en azından şimdilik :) Entresan, anlamsız şeyler yaşıyor, bayan bir yönetici ile çalışmanın inceliklerini öğreniyorum. (!)
Hastalıklı bir histen kurtuldum, yalnız kaldım ama yılmadım.Yeri geldi bir fincan kahve de, yeri geldi bir tüp çikolata da buldum mutluluğu :)ruhumu arındırdım ve artık çook sağlıklıyım. Yeni dostlarım oldu, yeni insanlar tanıdım.
Güzel olan herşeyin farkına varabiliyorum artık. Bir bebeği uzaktan değil koklayarak sevebiliyorum. İnsana özgü duyguları geliştiriyorum içimde. Bugüne değin yaşadıklarımı, biriktirdiklerimi kullanıyorum. 17 yaşında başladığım için çalışma hayatına artık asla isyan etmiyorum. Bir acenta sahibi iken sanayi de bir oto tamircisinde çalışmış olmaktan utanmıyor ; aksine gurur duyuyorum.
-Sorumluluklar beni yormuyor eskisi gibi.
Geriye dönüp baktığımda gülümseyerek anıcağım şeylerin olması ruhumu hafifletiyor-
*sadece sevemediğim insanlardan özür diliyorum- ( günah çıkarma değil sadece sevmeden kalsaydım hayatlarınızda, o ben olmazdım )
Mutluyum.
Hayatımda çok değer verdiğim bir İNSAN var onu canımı verebilecek kadar çok seviyorum .
İlk tanışmamız da bir meyhaneye gidip dansöz izlemiş olmak garip gelsede, hatta annemin onu bir kaç ay önce rüyasında görmesi sır kapısı tadı versede :)
Hayatıma onunla birlikte talihsizlikler girsede - arabaya bindiğimiz andan itibaren acaba bugün başımıza ne gelicek diye düşünmek zorunda kalsamda - ...
Bu cümlenin sonu gelmiyecek gibi
Yüzüne her baktığımda içime huzur doluyor. Günün her anında
yanımda olabileceğini bilmek bile yetiyor. Çok uzun zamandır tanıyorum seni yıllardır... Kendimden sayıyor, özüme katıyorum.Öyle bir şey ki bu; garip birşey işte. Yitirdiklerimi yeniden verdiğin için teşekkür ediyorum sana.
Bebek kokan sevgilim benim ( kabul edersen bu yazının da belli bir kısmını sana armağan ediyorum.)
" İçtikçe içesim geliyor gayrı ne bilgi ara ne hüner
Beni bu rakıyla baş başa bırakma
Adam olayım çalışıp para kazanayım
Beni böyle işsiz güçsüz bırakma
Beni uslandır beni yüreklendir
Beni deli edip bırakma
Bilsen nereleri var kalk gidelim
Beni hep buralarda bırakma
Beni aç bırak evsiz urbasız bırak
Beni sensiz bırakma
Beni ne yap biliyor musun
Beni yont, beni arıt, beni ayıkla "
metin eloğlu
Kınıyorum kardeşim :)
Bugün den itibaren ülkemizde bir milat başladı. Sigarayı artık eskisi gibi rahat rahat istediğimiz her an, her yerde içemiyeceğiz. Sanıyorum ki içersekte ya linç edilicez ya da para cezası ödeyeceğiz.
Alış veriş yaptım tek başıma bugün. Yoruldum, bunaldım birazcık soluklanmak için böyle efendime söyliyeyim Simit Köşku, Şatosu, Sarayı tadında bi yere girdim.
İçecek birşey aldım, masanın birine çöktüm sigara içmek istedim, gayrı ihtiyari elim çantama gitti bir an yasak geldi aklıma sonra orada çalışan bi elemana sordum masada kültablası olmasına rağmen emin olmak için - çocukta tabii hanfendi içebilirsiniz diyince ; rahatlıkla yaktım bi sigara.
Bir kaç dakika geçtikten sonra yan masada ki teyze resmen üzerime uçacakmış gibi bir hamlede bulundu
ve elimdeki sigarayı alarak yere attı :)
Sonrası malum ufak bir tatsızlık yaşandı orada ki görevliler teyzeyi üst kata aldılar çünkü sigara içmeyenler için ayrılan bölüm üst kattaydı. (özür dilemeden gittin teyze unutmadım)
Ve böylelikle yasağın ilk hasarını yaşadım. Sonra eve geldim ve mevlüde ile bu yasağı protesto ettik :)
Türk halkı bu yasağa zor alışacak gibi görünüyor. Umarım bi dahaki sefere dayak yemeden rahat rahat sigaramı içebilirim :)
sessizlik bitti
Bu yazı gelen maillere cevaben yazıyorum.
Herşey yolunda korkmayın arkadaşlar . 1 Haftadır blogu kapatttım öylece içine ettiğim şeye ara ara kendim girip bakıyordum ama sonunda sevgili Emre Zeytin imdadıma yetişti minik kuzum ve sessizliğe onun sayesinde son verdik yayın hayatımıza geri döndük :)
şimdii
Bu ay yine toplaşıyoruz;
Sevgili Caner ve Yavuz bu işe el attılar profosyonel bir çalışma yapıp organizasyon işini hallettiler
ben de buradan duyuruyorum.
Yer : Alsancak Kordon
Mekan : Kordon Kafe
Tarih : 24 Mayıs 2008
Saat : 13:00
kayıt için lütfen bunu kullanın
http://www.icerdenevar.com/kayit/kayit.php
ayrıca yine mail de atabilirsiniz
köklerin burada daha rahat edicektir
Sonsuza dek hoşçakal.
Kutunda ne hissediyorsun ?
ilginç ve son zamanlarda duyduğumuz literatüre girmesi beklenen bir soru tümcesi .
Kutunda ne hissediyorsun ?
Bölgesel bir anlamı olduğu için kutu kelimesinin genellikle her duyduğumda içimden gülmek geliyor :) mesela Ben konyalıyım ve Konya ve çevre il - ilçeler de kutu : kadının cinsel organı olarak anlamlandırılmıştır :)
Düşünün şimdi neden güldüğümü.
Bildiğiniz üzere Bir kanalda yayınlanan Var mısın ? Yok musun ? İsimli yarışma programında insanlar önlerinde bulunan, mavi renkteki kutuları açarak yarışıyorlar, para kazanıyorlar.
Ve bu yarışmada sürekli şu diyalog geçiyor
yarışmacı diğer yarışmacıya sorar :Kutunda ne hissediyorsun?
diğer yarışmacı cevap verir : küçük
tekrar sorar emin misin ?
yok yok büyük hissediyorum benim kutumu açma :p
şimdi sizde bu gerçeği öğrendikten sonra aynı diyalog - aynı soru sizlerede manadar gelmeye başlamadı mı ?
kutu kutu pense elmamı yerse arkadaşım volkan arkasını dönse :)
şimdi birde bunu düşünün :)
öpüyorum hepinizi
kutunuzda ne olursa olsun siz iyi hissedin
birgün ben de kapatılıcam biliyorum :)
basite indirgenmiş bedenler...
Büyük adamlar genelde küçük kadınlara sevdalanırlar ... Sevdalar eski sevdalardan bahsediyorum elbette günümüzde yaşanan sıradan büyüsünü kaybetmiş, dejenere olmuş aşklardan değil.
Küçük kadınlar ...
Adı üstünde küçük kadınlar bir çok şeyle çok küçük yaşlarda tanışıp, küçücük yaşlarda kocaman kadın olan bedenler ... Çevrenizde onlardan sürüsü ile görebilirsiniz. Yüzlerinde ki ifade aynıdır, yurgun argın , üzgün, yaşanmışlıkların çirkin izleri ...
Sevgisiz bu bedenler, güçlü erkeklerin arkasına sığınmış aciz vücutlar...
Bir asalaktan ne farkları var ki ?
Biraz sertim sanırım bu konuda - sevgisiz bedenler , çirkin yüzler Aşkın piyasasını düşürüyorlar.
Bilgisiz ve umarsız hayatlar
Tek gayeleri ;
Markalı kıyafetler, lüks yerlerde yemekler, güzel otellerde anlamsız zevkler...
Sevgi nerede kaldı ? Büyük adamların sevgileri artık yetmemez mi oldu?
Saçmalıyor muyum ? Kime - neye ? Bu öfkem
Aşk gerçek aşk- Sevgi hesapsızca karşılıksız sevgi.
Uzak kavramlar ... Çirkinleşmiş zorla çirkinleştirilmiş
Bazen midem bulanıyor. İnsanların gözünde hayvansal güdülerle yaşadıklarını görmek çıldırtıyor beni. Yabancılaşmış sadece anlık zevklerle tatmin olan kadınlar ve adamlar .
Parayı veren düdüğü çalar devri artık .
Belki bana kızacak tepki gösterecek insanlar olabilir fakat yineliyorum;
güdüleri ile yaşayan insanlar çevreye verdikleri rahatsızlığın farkına varsınlar artık.
| Yazar: Başak Ölmez | Tarih: Pazartesi, Nisan 14, 2008 | 11 yorum
| Etiketler: aşkmeşk, bayanlar bay mıyanlar, dehşetül vahşet, gereksiz, kişisel, saçmalık |
ikisini birden içtim, inan içim yanıyor
Şarap mahzende yıllanır,
Aşkın kalbimde yıllanıyor,
İkisini birden içtim
İnan içim yanıyor,
İnsan dudak kadeh,
Kadeh dudaktır sanıyor,
Dudak kadehtir sanıyor,
İkisini birden içtim
İnan içim yanıyor.
dinlemek beni mest ediyor hatta mahvediyor...
umarım beğenirsiniz.
dibine not: bundan sonra her yazıya kendi resmimi koyucam:)
| Yazar: Başak Ölmez | Tarih: Cuma, Nisan 04, 2008 | 0 yorum
| Etiketler: aşkmeşk, foto, kişisel, müzik, resim mesim, yoldaki gerçekte değil |
sessizlik
istediğim tek şey belkide bu zamanlar biraz sessilik...
yorgun argın eve gelip ilk önce biraz müzikle dinginleştiriyorum kendimi sesli harflerle eşlik ediyorum. kahvemi içiyorum sıcaklığında bir sevgilinin hayali ya da yolunda giden hayatın düşüncesi ile ...
sonra birkaç lokma birşey atıştırma... zamanı rutininde yaşıyorum
yine ben sessizlik istiyorum kendi kendime.
ve otururup bilgisayarımın başına birşeyler yazarsam belki iyi gelir diyorum içimden.
yazarken harflere dokunuyorum sadece noktalar, virgüller umurumda bile değil cümleleri ben yönlendirmiyorum ki istediğim yerlerde istediğim şeyleri yapabileyim.
Huzursuzum
wolkanca ya takılma sonun iyi olmaz güzelim -Yapma ya !!
Ne olduğu belli olmayan,blogcuları bir araya getirip birbirine düşürmekten başka bi işe yaramayan bir şey de ( isim veremediğim için şey) son bi kaç haftadır uydurmasyon açılan bi kaç hesaptan, saçma sapan yorumlar almaya başladım. Önceleri aman boşver daha önce de bu tarz asalakalarla karşılaştın bi kaç yorum yapar ilgi çeker sonra tefolur gider dedim fekat baktım ki ne gidecekleri var ne susacakları. Ben de bu nedenle bu anlamsız şeyden üyleğimi sildim.
Aslına bakarsanız blog da böyle bir konunun bahsi bile geçmezdi ama son yazılan bir yorum beni ciddi anlamda rahatsız etti.
Aynen şu şekilde;
Wolkanım senle arkadaş olursam sonum iyi değilmiş :) Millet olayın farkında tabi. Ulan birincisi sonumun nasıl ve ne şekilde olacağını siz nasıl tayin edebilirsiniz? İkincisi ben wolkan a hastayım kardeşim onunla ölümüne giderim be :) 3 Senedir birşey olmamış Allah aşkına sonum mu kötü olacak.Karışmasın bulaşmasın kimseler, beni sinir etmesinler!
Ben bu saatten sonra hizaya gelsem ne olur...
Acı hatıralarla bu evde
Bitmekte gün yine kederli...
Sıkıldım bu sefer hakketen
Büsbütün dağıttım kendimi...
Ben bu saatten sonra hizaya gelsem ne olur?
Ben bu saatte sevdayı bulsam ne olur?
Aklıma gelenleri söylemem lazım
Lafımın arkasaında durup dönmemem lazım
Eğilmeden, kırılmadan dimdik ayakta
Hatta, belki bu şehri terketmem lazım...
Feridun Feridun Feridun :)
Annem, nereden duyduğunu anımsamadığı saçma sapan bişeyi uygulamaya kalkmış ve sonucunda sabaha kadar rüyasında Ferudun diye sayıklamış :)
Olay şudur :
Herhangi bir yüzüğün biyerlerine 'F' harfi yazıp yatağınıza giriyorsunuz. Sağınıza dönüp, görmek istediğiniz şeyi içinizden geçirip, 800 kez Feridun diyorsunuz.
Ve sonucunda psikopata bağlıyorsunuz, uykunuz kaçıyor ve sabaha kadar Feridun Feridun Feridun diye sayıklıyorsunuz
Sanırım artık seni her konuda örnek almamam gerekiyor anne :)
-Hayır sen yapıyorsun bi de kalkıp ertesi gece senin yüzünden ben denemeye kalkıyorum. Sonra bütün gece kaçıncı Feridun da olduğumu unutup en başta ki Feridun a dönüyorum ve aynı şekilde sabaha kadar ben de Feridunu sayıklıyorum.
Allah belanı versın Feridun
Hayatımız mahvoldu senin yüzünden :)
Karmaşa
Yoğun işler,koşuşturmalar... Hayatın telaşesinde geçiyor zamanlar . Geride bıraktıklarım önüme kattıklarımla yaşıyorum artık.
Uzun muhasebeler- kendimle savaşım - olduğum konum , statüm , rolüm ,normum ... Bunlar mı beni ben yapan?
Ya ben ya ben bu denli yıpranmışken başka hayatlarda kendimi arayışım ...
Hata mı yapıyorum acaba(?) diye soruyorum kendi kendime - işte bir hata daha ve getirisi bir çentik mi olacak?
Korkularım.
Onlardan her kaçışımda biraz daha artıyorlar ne acı.
Şair in dediği gibi:
Daha çok olmalı.
Yok olmalı.
Yeter mi bu acı?
Ah bu acı ...
Demek ki alıştıkca bünye de etkisizleşiyor acı ve daha fazla dozda istiyor insan.
İsteklerimiz doğrultusunda kurduğumuz dünyalarda yaşamaya alıştırmışız kendimizi.
Beklentilerimizi karşılamayınca mutsuzlukla cezalandırmak ödev olmuş artık bizim için
Mutsuzum çünkü; mutluluk uzakta.
Sessizim çünkü; konuşmak yoruyor beni bu aralar.
Yorgunum çünkü ; hafifliğinde kaybolacağım bi şey yok.
Çünkü ;
Karmaşam da boğuluyorum.
Bu arada güzel bir blog tavsiyesi Tanıdık izler bulabileceğiniz bir blog Dejavu ben çok beğendim umarım sizler de beğenirsiniz.
| Yazar: Başak Ölmez | Tarih: Çarşamba, Mart 05, 2008 | 2 yorum
| Etiketler: aşkmeşk, kişisel, pişmanlıklar, saçmalık, şefin tavsiyesi |





