hayattan etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
hayattan etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

Kadınlar günümüz kutlu olsun

Bugün bizim günümüzmüş :)

O halde

Günümüz kutlu olsun ...

Estetik mi ?

Bu ablamız bir dizi estetik operasyon geçirmiş ve bu hale gelmiş İnanabiliyor musunuz ?! O kadar güzel yüzü git sen boz, mahvet bu hale getir.
Yazık yazık valla ablacım sen eskiden daha bi güzelmişin harcamışsın kendini.Ya nasıl pişmansındır kim bilir ama öyle bi bakmışsın ki ohh cillop gibi oldum der gibi.Şimdi nolucak nasıl eski haline geliceksin? Valla ben çok üzüldüm bu haline :) İşte akıllı olun estetik mestetik yaptırmayın böyle olursa çok üzülürsünüz ...
Bu arada resimde ki abi umarım hala yanında öyle gururla duruyordur ( ? )
Ulan tanıdık biri değil demi bu şahsiyet başımıza iş almıyalım bi yazı yazdık site kapandı şimdide dava açmasın ablamız. Şiiii güzel olmuşsun kız şaka yaptım ehehhe :)

Yuh Artık!

Gece saat bilmem kaç Facebook tan yıllar sonra bulduğum çocukluğumuz da sokaklarda akşam ezanına kadar koşturduğumuz arkadaşım Gülşah la öylesine konuşurken bana birden bir link yolladı. Yuh artık denecek bir mevzu olduğunu gördüm. Bu arkadaşlar öyle bir web sitesi yapmışlar ki sloganı aynen şöyle; "Boşverin Eski Arkadaşları Burada Yenileri Var"
Karşınıza Facebook ta profili olan bayanların resimleri geliyor.Üzerine tıkladığınız zaman o kişinin profil sayfasına yönlendiriliyorsunuz.
Şimdi bir sorum var.
Bu
sitede yer verilen resimler şahıslardan izinsiz bir şekilde yayımlanıyor tamam üye olurken bir sözleşmeyi kabul ediyoruz ama bu tarz bi yerde yayımlanacağına dair bi ibare geçmiyor...
Şimdi burada illegal bi olay yok mu ?( Gerçi burası Türkiye herşey olabilir ama yinede size bi sormak istedim)
...

Hayatınızda bir gün bile kadın olmanın ne demek olduğunu düşündünüz mü?

En azından bugün düşünün!

Hayata Tersten Başlasaydık

Yasamin en tatsiz tarafi sona eris seklidir.
Süphesiz ki yasami tersten yasamak daha güzel,
hatta mükemmel olurdu.
Nasil mi ?
Cami'de uyanıyorsunuz. bir tahta sandık içersinde,
Herkes karşınızda saf durmuş, iyiliğinize dua ediyor
Ve tüm haklar helal edilmis vaziyette.
Tabuttan dogruluyorsunuz, yasli, olgun ve agirbasli olarak.
Herkes etrafinizda, büyük bir itibar, iltifatlar,
Cocuklar torunlar hepsi hazir.
Arabaniza kurulup evinize gidiyorsunuz.
Dogar dogmaz devlet size maas bagliyor, aylik veya
üc ayda bir maasinizi aliyorsunuz.
Ne güzel, hazir maas, hazir ev...
Altmisli yaslara kadar hersey garanti, huzur içinde yasiyorsunuz.
Sagliginiz gittikce duzeliyor, kaslar gucleniyor, kuvvetleniyorsunuz.
Bir gün calismak istiyorsunuz ve ise ilk
Basladiginiz gün size hos geldin hediyesi olarak
Bir plaket ve altin kol saati veriyor patronunuz..
Ve Genel Müdürlük veya bunun gibi yüksek bir
Makamdan tecrübeli bir insan olarak ise basliyorsunuz.
Herkes karsinizda elpence divan...
Vücudunuzda da bazi hosa giden hareketler de basliyor.
Gittikçe zayifliyor forma giriyorsunuz.
Diger hormonal aktiviteler artiyor,
Fevkalade.....
Aman ne güzel günler basliyor...
Derken birgün patron size artik 'üniversiteye gitsen daha iyi olur' diyor.
Bu arada babaniz ortaya cikmis, 'fazla calistin' diyor .
Artik eve don, isi birak, okumaya basla, harcligin benden olsun...
Keyfe bakar misiniz ?
Okudugunuz dersler gittikçe kolaylasiyor.
Ekmek elden, su gölden bir dönem basliyor.
Partiler, diskotekler, kizlarin - erkeklerin sayisi artiyor.
Derken anne ve babaniz sizi goturup getirmeye basliyor,
Araba kullanma derdi de yok artik...
Günün birinde sizi okuldan da aliyorlar,
'evde otur, keyfine bak, oyuncaklarinla oyna' diyorlar...
Mamaniz agziniza veriliyor, zaman zaman altinizi bile temizliyorlar,
hatta bu durum aliskanlik yaratiyor ve hiç tuvalet
Kullanmamaya basliyorsunuz.
Derken anneniz bir gün size süt verme kararini aliyor
ve baska bir keyifli donem basliyor.
Mama artik her yerde, her an ve en taze seklinde hazir.
Bir gün karanlik ilik ve sicak bir ortama giriyorsunuz.
Beslenmek icin agzinizi acmaya dahi gerek yok, bir kordondan besleniyor,
sicacik,yumusacik, gurultu ve patirtisiz bir ortamda yasiyorsunuz.
Kuculuyor, kuculuyor, ufacik bir hücre halini aliyorsunuz.
Ve günün birinde müthis keyifli bir orgazm ile hayatiniz bitiyor....
CAN YÜCEL
Her okuduğumda tekrar tekrar beğendiğim bir yazı,alıntılara yer vermeyi pek sevmiyorum biliyorsunuz .Ama feyz almak adına arada böyle güzel yazılarada ihtiyaç duyuluyor.

Talihsiz Bedevi oldummm :)

Düşünün ki İzmir / Karşıyaka Çarşıda oturuyorsunuz ve bu oturduğunuz semt, mahalle herneyse şehrin bel kemiklerinden biri. Tam oturduğunuz apartmanın ön cephesinde metro, arka cephesinde de doğal gaz çalışmaları gerçekleştiriliyor ve birer gün ara ile ilk önce su boruları patlıyor daha sonra ki günde (yani bugün) elektrik kabloları kopuyor .
Kendinizi talihsiz bedevi gibi hissetmek içi bunlar yeterli değil mi ?
Değil :)
Şimdi size bir telefon konuşmasından, öncesinde ve sonrasında gerçekleşen komplike olaylardan bahsedicem.
Okuduktan sonra anlıyacaksınız neden kendimi bedevi ilan ettiğimi.
22 kasım perşembe saat 10 : 22 ilk kez bu kadar erken uyanmışım uzun zaman sonra... Kahvaltımı yaptım daha sonra mükemmel aromalı kahvemi hazırladım.Bilgisayarımın başına oturdum, başlatma düğmesine bastım.. "Hoşgeldiniz" yazısı çıktı ve şaaak diye elektirikler gitti. Neyse biraz bekledikten sonra klasik dairenin kapısını açıp otomatiğe basarak acaba sadece bizde mi yoksa heryerde mi gitti(?) kontrolu nu yaptım. Evet heryerde gitmişti, içim rahatladı kapıyı örttüm.O esnada dışarıdan gelen sesler , sokakta bir hareketlilik olduğunu düşünmeme neden oldu.Hemen balkona çıktım , Bi baktım ki metro kazısı yaparken kepçecik elektrik direğindeki tellere dokunmuş ! Onlarda kopmuş. Neyse efendim bi kaç saat içinde yapılır diye umarken saat 12 : 00 oldu tabi keyfim kaçtı."(zaten soğuk) Aklıma "186 elektrik arıza"yı aramak geldi. Biraz bekledikten sonra karşımdaki ses bu günün uzun olcağının belgesiydi :)
kısaltmalarla, zaten çok kısa olan bu görüşmeyi aynen aktarıyorum
Basak :B
Elektirkci : E
(abiyi hayal edelim hemen 40 yaşlarında- memur olma kriterlerinin tümüne sahip- sigaradan bıyıkları parmakları sararmış -hafif göbekli -tek başına- bir masa ,bir sandelye, telefon ve kataletik bir sobanın bulunduğu masasının üstünde pis bir çay bardağı olan bir odada görev yapan bir abi :p nedense sesini ilk duyduğumda ki yaptığım analiz bu başka türlü hayal edemedim :)
E: Aalllooovvv
B: iyi günler 1671 sok..... ... da ki kesinti için aramıştım
E: Nerdeee?
B: Az önceki söylediğim adreste yaklaşık 2 saattir elektrik kesintisi var
E: Ne kadar oldu ?
B: Beyfendi siz beni dinliyor musunuz ?Elektirik arızası var onun için aradım ilgilenir misiniz ?
E: Tamamdırrr kayıtı aldım Abla ! hemen ekip yolluyorum
Çaat sesi ve görüşme biter ...
"Be adam madem benim dediklerimi anlıyorsun neden nerdeee? Kaçtaa ? Diye bir daha soruyorsun? İnönü gibi işine geleni duyuyorsun be kardeşim diye içimden saydım ve yine oturdum bekemeye başladım."
Ancak saatler saatleri kovaladı içime sıkıntılar bastı ne gelen ne giden var derken saat oldu
17 :00 ve sonunda ekibimiz geldi.2 Saat te de tamir olayı sürdü oldumu saat 19:00 neyse derken elektiriklerimiz geldi ...
Hemen bilgisayarımı açtım kuzummm diyim bi hasret gidereyim diye. Anaaaa bi baktım disk okuma hatası yazıyor kocaman siyah bir ekranın ağırlığında.Bi kaç dakika öylece ekrana baktım Sinirimden ağlamamak için kendimi zor tuttum . Velhasıl sanıyorum ki; ani voltaj düşümünden dolayı C sürücüsü hasar gördü hemen bir format attım. Hırs yaptım çünkü bu bilgisayarı bugün açmam lazım ! ve saat
21 :00 ben bu yazıyı yazıyorum :)

Şimdi tüm bunları okuduktan sonra neden kendimi "Talihsiz Bedevi" ilan ettim anladınız mı ?

Not: Bir de birinci katta oturmanın en kötü şey olduğunu da anlamış oldum.Çünkü; üst katta oturan ve yaş ortalaması 60 olan herkesi fenerle (7. kat dahil olmak üzere bide alışveriş yapanları vardı aralarında ) evlerine çıkarttım.Bununla tam Talihsiz Bedevi oldum tüm yaşadıklarımda Kutup Ayısının ta kendisi :)

Mart Gelsin Artık

Son bir kaç haftadır nedeninin çok bariz olduğu ama sesleri her duyduğumuzda ev içerisinde ki tüm bireylerin allah allah ne oluyor bunlara diyerek safa yattığımız bir olay yaşıyoruz.
Mahallemizde bir takım nereden geldiği belirisiz bunca ay araba altında yaymış, yan gelip yatmış sevgili kediler artık bu dinginlğe sessizliğe bir son verme kararı almış sanıyorum.
Sabahtan akşama kadar onların kur yapma seslerinin daha başka bir açıklaması olamaz.
Kardeşim mart a daha nereden baksan 4 ay var bu ne oluyor ön sevişme bu kadar erken başlar ve 4 ay mı sürer yeterin ulen çöpte Viagramı buldunuz da yuttunuz hepiniz, sizin yüzünüzden uyuyamıyoruz auuvv mavvv ciddi anlamda sorun teşkil etmeye başladınız artık. Yeterin ya sapık mısınız nesiniz?
Burdan yetkililere sesleniyorum bu işi gayri meşru bir şekilde sokaklarda yaşamasınlar bi hal çare bulun şu işe ya hu :)
Allahtan internet kullanıcısı falan değil bu kedileler bariz işte sapık emellerine alet ederler kesin :)

En Anlamlı Yardım


Bugün Genel Kurmay Başkanlığının sitesine girdiğimde yine ağlamama neden olan bir duyuru gördüm küçük biz kız ilköğretim 4. sınıf öğrencisi bayram harçlıklarını biriktirip Mehmetçik için bağış yapmış ve bu mektubu yollamış ne kadar gurur verici bir davranıştır Anlından öpülecek evlat helal olsun diyorum seni yetiştiren Anne Babayı tebrik ediyorum.

Ayıdan dost olur mu ?


Yavrusu sanmış herhalde bu ayı adamı

Dişleri kaşınıyo sanırım :)

Amanda aman birliktede uyrlarmış

Nasılda sarılmışlar yaa gerçek mi bu :)

Hee öp öp o seni bi öperse görürsün ebeni tersten :)

Nasılda poz vermiş ben geliyoruum der gibi

Ayak fetiştimidir nedir bu ayı :)



Ayıdan dost bilmem neden post muydu neydi o değim yaa hatırlayamadım bi değiyiverin bari :)

Hiç düşündünüzmü?

Neden araba tanıtımlaraında erkekler kullanılmaz?








İşte bu yüzden kullanılmıyor :)
Çok iğrençler ya ığğğğ :)

gıd gıd gıdaaaak :)

Son günlerde tv de Turkcellin yeni reklamları

dönmeye başladı dikkatinizi çekmiştir.
Bu reklam filminde gıd gıd diye şarkı
söyleyen bir tavuk teması kullanılmış.
Tavuk deyince aklıma 2 şey geliyo;
ilki Birinin hatırı için çiğ tavuk yemek.
Diğeride;
yolunmuş tavuk-kaz ve benzeri kanatlı hayvan
şimdi Turkcell bizim hatırımız
için o tavuğu çiğ çiğ yemiyeceğine göre ;
bu tavuk gibi yolucaz mı sizi demek oluyo ?
:)

Portakal soyuşunu seyretmek çok güzel

Kadın oldukça hoş,alımlı güzelce birşey.
Adam işinde başarılı,kariyer sahibi.
Seviyorlar birbirlerini uzunca süren bir flörtten sonra evleniyorlar.
Herşey gayet yolunda gidiyor mükemmel bir evlilik yaşamaktalar..
Ta ki; kadının kafasında sebebini bulamadığı düşünceler yer almaya başlayana kadar.
Kadın…
Son zamanlarda ilişkilerine dair hep kendi kendine şunu soruyor:
Sadece bedeni mi seviyor? İyi bi seks hayatımız var bu mu beni çekici kılan ona karşı tam olarak ne ifade ediyorum onun için.?
Günlerdir bu sorularla boğuşmakta adamsa hiçbişeyin farkında bile değil. soramaz da bunu şimdi tam çıkmazda kadın.
Derken bi akşam televizyon karşısında yine her akşam ki rutinleri…
Kadın birden adamın ona baktığını farkediyor adamsa öööle dalmış,karısına bakıyor kadın oralı olmuyor,elinde bıçak adamsa hala bakmakta kadın nedense dönüp bakamıyor bile garip duygular içinde ve dayanamıyor, dönüyor …O da o da bir şey söleycek ama susuyor.
Noldu der gibi bakıyor elinde bıçak öylece bakıyor…
Adam gülümsüyor ve şöyle diyor:
"Portakal soyuşunu seyretmek çok güzel."
-İşte anahtar cümle
herşeyi bir anda yoluna koyuveren cümle…
Kadın şaşırıyor, mutlu..çok mutlu,huzurlu ama şaşkın o anda tüm o sorular dağılıveriyor birden kadının aklında ki.
Adam mı?O maalesef olan biten hiçbirşeyin farkında bile değil sadece gülümsüyor...

Sanırım bazen biz çok kuruyoruz içimizde ve bu tarz düşünceler bazen bizi felaketlere bile götürebilyor .
Herşeyi konuşmak, konuşarak paylaşmak hayatı daha yaşanılır bir hal aldırıveriyor
öyle değil mi?

Mutluluğun Resmi

Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?
işin kolayına kaçmadan ama
gül yanaklı bebesini emziren melek yüzlü anneciğin resmini değil
ne de ak örtüde elmaların
ne de akvaryumda su kabarcıklarının arasında dolaşan kırmızı balığınkini
Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?
1961 yazı ortalarındaki Küba'nın resmini yapabilir misin?
Çok şükür çok şükür bugünü de gördüm
ölsem gam yemem gayrının resmini yapabilir misin üstad ?

Abidin yapamaz belki ama ben çekerim :)


Pasaport Karşıyaka vapuru yine çekiyorum birşeyler her zamanki gibi.Bu küçük kız dikkatimi çekti
eline sarmalı bir makina içinde bir telaş ...Severim çocukları içlerinde ki heyecanı yaşarım hissederim . Annesinden izin istiyor en uca gtmek için ama hayır diyor ... Yanlarına gittim gel dedim birlikte gidelim ordan daha güzel çekebilirsin Gözlerinin içi parladı o gözlerle annesine baktı bende baktım kokulacak birşey yok dercesine ve hafif bir baş eğilmesiyle tamam işaretini aldık el ele tutuşup vapurun burnuna geldik bi kaç çekim yaptık ona makinayı nasıl tutması gerektiğinii gösterdim çok hoşuna gitti mutlu oldu bende bu anı karelemek istedim.

Zeki Müren


Bugün Zeki Mürenin Ölüm yıl dönümü
Söylenebilcek çok şey var sanırım
Arkasından atıp tutanlar ne yazıkki onun sanatçı kimliğini daikkate almadan eleştirdiler yılarca ama gözden kaçırdıkları birşey vardı o Türkye ye hatta Dünya ya gelmiş Ender insanardan biriydin10 sene olmasına rağmen aramızdan gideli hala eserleri büyük bir beğeni ile dinleniyor.
Sanatçı elbette hareketleri ile topluma örnek teşkil etmesi gereken kişidir fakat sıradan biri de sanatçı olamaz.
Mekanın cennet olsun.
Bizler seni dinlemeye devam ediyoruz edeceğizde.

Kumru

Geçtiğimiz Mayıs ayı sonunda İzmir'de bulundum.Çok güzel unutamadığım ve unutamayacağım bir hafta geçirdim. Başak'la kan bağımız ve akrabalığımız olmasına rağmen ilk kez yüz yüze de bu İzmir seyahatimde tanıştık. Tabii aile büyüklerimiz birbirlerini tanıyorlar , "biz çocukları da" biliyorlar, büyüklerimizin belli bir yaşanmışlıkları ve mazileri var elbette ama , hayat şartları , koşullar biz çocuklar büyüyüp yetişene kadar hepimizi başka başka yerlere ve şehirlere sürüklemiş. Bu bir hafta içerisinde Başak ile birbirimizi hayatımızda ilk defa görmüş ve yeni tanışmış olmamıza rağmen ilişkimiz iki kız kardeşten farksız bir hale büründü. Birbirimizi çok sevdik yani... Ve her gece sabahlara kadar oturup bunca yılın birikimini (bütün samimiyetimiz ve içtenliğimizle) birbirimizle paylaşırken pek çok ortak yönümüzün olduğunu fark etmek bizi mutlu etmekle birlikte çok da şaşırttı...


***


Bir gün , bir akşam üzeri; Başağımın arkadaşları ile buluşmaya karar verdik. Karşıyaka' dan Pasaport'a geçtik ve sahilde güzel bir cafe de oturduk. Tabi biz erken gelmiştik. Ve arkadaşların gelmesini beklerken o güzelim İzmir manzarasına nazır karşılıklı Şööyle mis gibi birer Türk kahvesi içmeye karar verdik. Kahvelerimizi içtik ama hala gelen giden yok. :) Bu arada bekliyorken acıkmamış olmama rağmen , merak ettiğimden (daha önce hiç yememiştim) "Kumru" yemek istedim. Kumru siparişimizi verdik ve baharı bekleyen kumrular gibi siparişimizin gelmesini beklerken, bir yandan "Kumru eti yenir mi acaba?" diye kendime sorarken diğer yandan da "Nasıl yiyor bu insanlar şu kadarcık kuşun etini anlamıyorum. Sanki beyaz etin kırmızı etin suyu çıktı. Bu hayvancağızın eti nee budu ne ki?" diye içimden öylesine söyleniyorken "Ayy ben de yiyeceğim şimdi ama" diye de ince ince bir pişmanlık :) hissi yaşamaya başladım. Fakat "amaaan! bir tadına bakarım beğenmezsem yemem canım ne olacak ki , kokoreç yiyorum , işkembe içiyorum da bir kumru etimi beni korkutuyor hem millet uzak doğuda, orada burada börtü böcek - yılan fare hatta, maymun yiyor , biz bir kumru yemişizde ne olmuş , yemişim kumruyu! :)" diye düşünürken bir de baktım Kumrular geldi. Kumruların gelmesiyle birlikte "acaba çiğ mi yiyeceğiz ne çabuk pişirdiler" diye düşündüm bir an :)
Gelen
servisi koklayıp , incelemeye başladığımı gören kuzum Başak "Ne arıyorsun sen ekmeğin içinde Pınar?!" diye sorunca artık kendimi tutamadım ve "Kumruuu" dedim :)Tabi bunu duyar duymaz başta başağın hemen ardından da durumu anlayıp benim kahkahalara boğulmamız bir oldu... "meğer ekmek özel bir ekmek olduğunda ekmeğe kumru deniyormuş" Simit gibi susamlı ve gerçekten oldukça da lezzetliydi. Dileğinize göre ekmeğin içine istediğinizi koydurabiliyorsunuz. Biz beyaz peynir , taze biber ve domatesli yedik... Ve açıkçası Hamburger ve Sosisli Sandviçten daha yararlı ve iyi bir aparatif. Aynı zamanda oldukça da ucuz!
Neyse, şimdiiii;
- Kumru neymiş Pınar?
- Kumru kuşunun etiyle uzaktan yakından alakası ve bağlantısı olmayan, lezzetli bir sandviçmiş !!! :)

Yıldızlara bakmak

Hayatımızda karşılaştığımız o an bizim için önemli fakat ertesi gün fikrimize bile değmeyen şeyler yaşarız.Bazı zamanlar yaşadıklarımızın peşine düşer iz sürer elde ederiz.
İşte ben bu tarz girişimlerde bulunmazdım hiç anlık hayatlar anlık olmaktan öte gitmez ya ... Ama artık yaşadıklarımı sorguluyorum.Kıyısından köşesinden eleştiriyorum bile kendimi.
Büyüyorum galiba bunun kelime karşılığı bu olsa gerek büyüdükçe anlıyor insan ne olduğunu.Neden bu dünyaya gönderildiğini, gayesini amacını nefes alıyor olmanın bile bir manası olduğunu...
Aklımda dolaşanlar çocukluk anılarım artık onlara daha çok değer veriyorum.Belki de bir yakınımı kaybetmekten ötürü tüm bunlar.
ilk okulda okuduğum bir hikaye kalmıştır hep aklımda ama hiç bir zaman kendi haytıma uyarlamamışımdır. ''Yıldızlara Bakmak'' (Necatigil.) Müfredatta yer alan ve hakikaten mantıklı bir seçim olan bir hikaye.Bir araştırma sonucu Bir radyo oyunu olduğunu buldum annem anlatırdı eskiden televizyonun olmadığı yıllarda TRT de akşamları yayımlanan kısa yada arkası yarın tarzında kişileri hayata hazırlayan küçük temsiller biraz daha araştırdığımda TRT de hala bu tarz programların olduğunu buldum ve yazın başından beri dinliyorum kaçırmadan ve dinlerken gerçekten büyük zevk alıyorum.
Ne demiştik evet Yıldızlara Bakmak ...
Hikaye kısaca aklımda kalanlarla şöyleydi;
Kendini işe güce vermiş bir adam oradan oraya koşturuyor tabi bu esnada hayatında kimsesi kalmamış tek başına... Birgün iş için bir yere giderken şöförüne sürekli aracı hızlı sürmesini emrediyor çünkü kaçırmaması gereken bir iş hırsından ötürüde yetişmek için çıldırıyor .Ancak bir kaza sonucu yolda kalıyorlar gece ıssızlığın ortasında.Şöförü lastiğin patladığını dilerse dışarda oturup beklemesini söylüyor adama ve araçtan çıkıp orada bulunan çimlerin üzzerine uzanıyor ve şöför işe koyuluyor...

Bir kaç saat sonra şöför patronuna gelip tekerlerği hallettiğini artık gidebileceklerini söylüyor.
Adam şöfere parlayan gözlerle bakıyor duyuyor musun? diyor.Şöför şaşkınlıkla bakıyor adama ...
-Uzandığı yerde ilk önce yıldızları fark ediyor herzaman orda olduklarını biliyor ancak ilkkez bu kadar uzun süre bakma (görme ) fırsatı oluyor aynı zamanda yıldızlara bakarken doğanın sesini işitiyor böceklerin çimlerde yürürken çıkardıkları sesi rüzgarın ağaçların yapraklarındaki hışırtısını... içinde bin pişmanlık oluyor bu güne kadar baktığım şeyleri demek ki hiç görmemişim diyor içten.
-Tekrar soruyor şöföre görüyor musun?
Neyi efendim demekle kalıyor
Yıldızları.
Evet her gece diyor şöför
Peki bakıyormusun yoksa görüyor musun? Diyor adam ve hikaye bitiyor.
Tam olarak bu şekilde olmaya bilir orjinalinide araştırmadım çünkü aklımda kalanları bana ders edindirdiği şeyi tasvir etmeye çalıştım.
Kilit kelime :Görmek.
Umarım sadece baktıklarınızla kalmaz hayatı görebildiklerinizle yaşarsınız.
İnanın bana daha geçekten daha anlam kazanıyor herşey.En azından ben yeni fark ettim.
Sevgiyle kalın.

Bunuda yaptınız ya helal :)

Yine aldığım bir mail i paylaşmak istedim sizlerle link falan veremiyorum çünkü satış yapılıyor benim şahsen bir sigara kullanıcısı olarak hoşuma gitti

Şimdi :
E-Sigara ile adım adım nikotin seviyesini azaltarak zorlanmadan sigarayı bırakabiliyor muşuz. Dilersek uzun süre bu zararsız sigarayı içmek de mümkünmüş.Hem de sigaradan aldığımız içim zevkini alarak.
Onların Ağzından; bilimsel ve terimsel açıklamalar.
İnsan sağlığına zararlı katran ya da kanserojen maddeler içermez.Mikro elektronik devre içerisinde bulunan yüksek frekanslı pompa ultrasonik bir titreşim oluşturarak partikülleri 1 mikron boyutunda olan bir tür soğuk duman benzeri buhar yaratır. Bu duman kartuş kapsülündeki sıvıyı kendi molekülleri üzerine hapsederek dışarıya çıkarır.
Sağlığınıza hiçbir zararı yoktur
Tam anlamıyla bir sigara simulatörüdür, sigara içer gibi kullanırsınız
Zorlanmadan sigarayı bırakır ve isterseniz Royal içmeye devam edersiniz
Sigaradaki 5000'den fazla zehirli maddeyi solumazsınız
Sigara içilmeyen yerlerde kullanılabilir, çevreye zararı yoktur.
Gün geçtikçe sigaranın olumsuz etkilerinden arınırsınız
Çok şık bir tasarıma sahiptir ve sigara gibi kötü kokusu yoktur.
Hoş değil mi?

3 Çeşidi varmış :)



e- pipo e-puro e-sigara

Adem ile Havva

Resim ne kadar net değilmi aslında pek birşey yazmamak gerek ama ben duramam ki :) yeni Adem ile Havvamız nasıl lar? gerçi Gül! yaprağı olsa incir yaprağı yerine daha bi iyi durrurmuş. Ya hakket çıldırmak içten değil!

Yalan yok.

"Yalan Yok" gerçeklerin tüm çıplaklığıyla ekrana getirildiği bir "canlı yaşam şovu"

Yaşama dair her konunun ele alınıp işlendiği "Yalan Yok" da gerçeklerden kaçış yok. Yalanıyla, doğrusuyla her şey Yalan Yok'da ekranlara geliyor, Yalan Makinası'nda gerçekler ortaya çıkıyor
yürü be :)
Bu akşam sevgili Yalçın Çakırın sunduğu o muhteşem programı izlerken resmen dehşete düştüm. 2 konuğu vardı ilki; kocası üzerine kuma getirdiği için ağlayıp sızlanan bir kadın, diğerde karısından dayak yediğini idda eden bir adam. Tamam buraya kadar herşey normal bu tarz programları az çok biliyoruz ve izliyoruz! İşin garip kısmı uzman olarak Haydar abimizin katılmış olması ama uzmanlık göstereceği alan sevgili program yapımcısının 2 dakikada bir dikte ettiği (ki dikte cümlesi de yukarıdadır) Amerika dan getirtilen yalan makinasından çıkacak olan verileri yorumlamak...
Neyse herkes derdini anlatamadı(!) çünkü ; dediğim gibi 2 dakikada bir makina sokuluyor araya ve seyircinin gözüne :) ve sıra geldi artık her iki konuğunda makinaya bağlanmasına önce uçlarına zincirler takılmış hortumlar geldi :) :) bunlar gögüs ve kasık kısmına dikkatli bir şekilde yerleştirildi
Ancak o belgesellerde gördüğümüz bi yerlere yapıştırılan elektrod lardan eser yok yav:) uhahuahahu baktım ki iyice geyiğe sarıyo dayanamadım kapattım canlı yayın olmadığı için geldim hemen youtube me arattırdım ancak ne yazık ki o muhteşem programı bulamadım sonra Flash Tv nin ana sayfasına gelmeyi akıl ettim ve tahmin ettiğim gibi orda bir video vardı :) harika yav ben gülmekten öldüm bu adamı seviyorum ve ciddi ciddi yayımlanacağı günü saati bekliyorum :)
Evlen benimle Yalçın Hoca :)




Son Dakika!


Genellike gece - sabaha karşı demek daha doğru olur- yatmadan önce şöyle yurtta ve dünyada neler olmuş diye bakarım Google amcama son dak.yazarım işte haber başlıklarına göre aa! yoo! hadi be! gibi tepkiler veririm olayların ehemmiyetine göre. Ancak; bu gece yuh! diye bir tepki verdiğimi farkettim ve bunu hemen yazmalıyım.(dedim) Son dakika önemli ve ciddi haberlerdir Flash Flash gibi şekillerde bizlere bildirilir
Haber başlığı aynen şöyle;
ETEK RÜZGARA DAYANAMADI !
Almanyada Bir Davete Katılan Manken Alexandra Klım Kırmızı Halıda Yürürken Giydiği Süper Mini Elbise Rüzgara DayanamadıVah Vah..
ya iyi güzel hoş da şimdi bunun neresi son dakika ulen :)
yolda yürürken kaç kişinin böyle kıçı açılıyo rüzgarda illa manken mi olmak lazım yada bi kırmızı halıdamı yürüyor olmak lazım kıçı açıldığında insanın ve ayrıca zaten neden kıçım açıldıysa son dak. haberi olayım anlamadım ki.
hadi yine iyi iş çıkartmışsın :) bizim ki açılsa böyle poz veremeyiz valla ayrıca son kez son dakika haberi olduğun için Yuuuuuuuuuhh diyorum başkada birşey demiyorum!