geçmiş etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
geçmiş etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

sessizlik

istediğim tek şey belkide bu zamanlar biraz sessilik...
yorgun argın eve gelip ilk önce biraz müzikle dinginleştiriyorum kendimi sesli harflerle eşlik ediyorum. kahvemi içiyorum sıcaklığında bir sevgilinin hayali ya da yolunda giden hayatın düşüncesi ile ...
sonra birkaç lokma birşey atıştırma... zamanı rutininde yaşıyorum
yine ben sessizlik istiyorum kendi kendime.
ve otururup bilgisayarımın başına birşeyler yazarsam belki iyi gelir diyorum içimden.
yazarken harflere dokunuyorum sadece noktalar, virgüller umurumda bile değil cümleleri ben yönlendirmiyorum ki istediğim yerlerde istediğim şeyleri yapabileyim.

bana iyi geleceğine inandığım şeyleri yapıyorum son zamanlarda ama hiç birşey iyi olmama neden olmuyor.
depresif bir ruh hali , saçmasapan, karman çorman düşünceler ardı sıra...


sessizlik

sessizlik

işte istediğim tek şey bu.


karanlıkta dinginleşiyor, korkularımdan arınıyorum.
engellemeye çalıştıklarım büyüyor içimde ... susuyorum.
kendimi anlamaya çalışıyorum
anlıyamıyorum.
duygusuz sevişmeler...
istem dışı aşklar...
işte bunlardan ibaret.

geride kalanlarla yaşamaya başlıyorsun biraz zaman geçtikten sonra, keşkeler içinde boğulurken birdaha asla diyorsun ama bi kaç viraj sonra uçurumun olduğunu unutuyorsun.
pişmanlıklar içinde yitiyorsun işte böyle .. sonra bunları yazıyorsun.. yazarken bi kez daha anımsayıp geçmişi, hataları yine kahroluyorsun...


şimdi sadece sessizlik.

Tsubasa

Ortaokul'da en büyük eğlencemiz tenefüslerde sıra üstünde yapılan para maçlarıydı. Hatta sınıfta aramızda bi lig bile yapmış, her tenefüste oluşturduğumuz fikstüre göre maçlarımızı yapıp hat safhada eğleniyoduk. Çünkü 3 puanlı sistemde herşey olabiliyordu :) Derslerde aklımızın bi köşesinde hep tenefüsteki maç oluyodu, maç sonucunun sıralamadaki durumumuzu nasıl etkileyeceğinin hesaplarını yapıyoduk. Yalnız son ders gelince futbol aşkı başka bi yöne kayıyordu. Çünkü ders bitip de eve gidince Tsubasa başlıyacak oluyordu.

O dönem Tsubasa seyretmeyen, mahalle maçında gaza gelip ayağına topu alınca sanki koşkoş saha bitmeyecekmiş gibi hırsa bürünüp Tsubasa'yım ulean edasıyla karşı kaleye koşmaya başlamayan kimse yoktu. Bazı maçlar iki-üç bölüm boyunca bitmez, hatta bi bölüm boyunca tek bi atak olduğu bile olurdu. Saha uzundu ama, naapsınlar. Öyle ki Tsubasa kendi ceza sahasından topu alıp koşmaya başladığında karşı kale görünmezdi, orta sahadan sonra üst direkten başlardı görünmeye. Nankatsu takımının oynadığı final maçları Fener-Cimbom maçlarından bile daha bi keyifle, ilgiyle seyredilirdi. Fener o dönem Atkinson'u alacağına Tsubasa'yı alsaydı, şimdi herkes Fenerbahçeli olurdu. En azından bizim yaş grubundaki herkes :)

Aynı dönemlerde bi de Benjamin vardı, o absürdtü ama. Ona özenip de kartal vuruşu yapmak isteyen sayısız çocuğun topu karşı inşaata kaçıp zalim inşaatçılar tarafından hunharca katledilmiştir. Şimdi hepinizi o toplar için bir dakikalık saygı duruşuna davet ediyorum :)

Hatılar mısınız?

Eskiden Flaş Tv de Mega Hafiza isimli bir program yayınlanırdı. Konusu ilk önce abuk subuk şeyler geçerdi slayttan ekran falanda yok ha teknoloji yok mega hafıza var ama :) .
İşte objler vardı tek tek 2 sn aralıkla gösterilirdi sonra 9 -10 yaşlarında bi erkek çocuğu çıkar sırasına göre arkası dönük bir şekilde o objeleri sayardı.Arada bir duraksar stüdyo da Allah unuttu dercesine bi hava eser ama bir kaç saniye sonra geri toplardı :)
Annem hep bana bakardı şu çocuk gibi olamadın diye.Vay be neler izlemişiz,neler yaşamışız.Acaba o çocuk, o programın yapımcısı hatta zincirin sahibi nerede acaba bildiğim kadarıyla o hafıza setleri birde o programda pazarlanıp satışa sunuluyordu ...
hafızasına güvenenler bu tarz benim anımsayamadığım neler vardı bi hatırlatın bakim hep birlikte gülelim :)

Eski Reklam Afişleri

Yine buldum orjinal birşeyler hemen paylaşayım dedim.
Bunlar eski reklam afişleri.
Kullanılan türkçe ,seçilen kelimler harika.Slogonlarda öyle ...
Favorim;
"Yıldırım Traş Bıçakları Hakikaten Pek Hoş"
(Kafama birşey takıldı Tıraş türkçe bir kelime ve ( ı ) kullanılarak yazılır benim bildiğim doğru olan bu ve her zaman dikte etmişimdir yanlış yazıldığı zaman . Eee ben mi yanlışım şimdi aklım karıştı)










Facebook Sen Nelere Kadirsin :)

Ya bu facebook :) hakkaten şeytan işi bişi. Bir kaç hafta önce yoğun bir şekilde, ilk okulda ki arkadaşlarım tarafından tabiri caiz ise deşifre edildim. Gayet güzel,herşey yolunda derken ana bir baktım ilk aşkım eklemiş beni.Çok şaşırdım, komik geldi. Daha sonra işte tahmin ettiğiniz üzere bir mesaj geldi aynen aktarıyorum:"Sakın bana ilkokuldaki küt, sarı saçlı kız oldugunu söleme.Sen misin yoksa? Merkez ilkokulu Keriman hoca?"
Demiş aman yarabbi kalp ritmim değişti iyice bi heyecanlandım avuçlarım terledi :)
Nasıl birşeymiş bu ya ilk aşıkın 15 yıl sonra tekrar karşına çıkıyor ve salak bir şekilde tıpkı o günlerde ki gibi bir heyecanla elin ayağına karışıyor.
Derin bir nefes aldım ve o psikolojiden kendimi çıkarttım hemen cevap yazdım.
"Evett benim :) Sen de şişko bir Serhat var dı o musun? :p ve akabinde uzunca bir mesajlaşma geçti Facebook uzerinden.Geçekten komikti :)
Neyse efendim bugün buluşmak için sözleştik zar zor buluştuk Hayal Kahvesi /İzmir de. ilk başta uzun bir özür dileme faslı geçti neden diyeceksiniz? Ben o dönemlerde sınıfa sonradan katıldığım için bir gruplaşma olayı hakimdi ve bu yüzdendir ki; o nun dahil olduğu gruptan çok pis bir dayak yemiştim :) ilk önce yıllardır içinde yanıp duran vicdan azabını sonlandırdık. Daha sonrası o nerde bu nerde aaa şu şöleydi gibi eski günleri yaad ettik.
Çok güzel vakit geçirdik ha bu arada ben ufak bi itirafta bulundum ona karşı olan platonik aşkımdan bahsettim...Gülüştük :)
Geldi ayrılma vakti o Karşıyaka ya geldiği için ben uğurladım.Durakta otobüsünü bekledik ayak üstü bi kaç kelam daha ettik ve otobüsümüz göründü :)
Çok garip bir vedalaşma geçti aramızda.Sanki birdaha görüşmiyecekmişiz gibi sarıldık birbirimize.Çok içtendi garip oldum ya hu :)
Alemim ben ya sen kalk 15 yıl sonra bul beni içimdekileri kustur oturt bi de bunları yazdırt. Valla helal olsun sana ilk aşkım :)
Dur bide şarkı ekliyim buna tam olsun
Efenim öpüyorum hepinizi sevgi ile kalın ...


You Mean Everything To Me

Çoğunuz belki bu şarkıyı daha önce biliyordur benim gibi. Dinlerken uzaklara dalıp gittiğiniz böyle Edanın dediği gibi Mııırr moduna girdiğiniz bir parçadır .60 larda meşhur olan bu şarkı Neil Sedaka nın o büyüleyici sesin den You Mean Everything To Me.
internetim olmadığı için Tv izleyeyim dedim kanalları gezerken birden bu tınıyı duydum To me kısmını yakaladım.Galiba yeni yayınlanmaya başlayan ,Kelebek Çıkmazı isimli dizinin bir sahnesinde çaldı şaşırdım demek ki kaliteli şeylerde yapılabliyormuş diye geçirdim içimden :)
Herneyse efendim daha fazla uzatmadan parça ile sizi baş başa bırakıyorum
ilkkez Google ' a oynadım utandım yahuu :)


Somut Anılar

Yine ilerleyen saatler ,yine sessizlik, karanlık ve yalnızlık ...

Neyse loş sarı loyu ışıkları sevmişimdir her zaman dinlendiren müzikler eşliğinde okunan bir kitap ya da yazılan birkaç satır yazı ben böyle dinginleştiriyorum içimdeki coşkunluğu, taşkınlığı.*Kahve, zaten O olmazsa şu anda bunları yazıyor olmazdım sanırım verdiği geçici hazla yazma eğilimi içerisine giriyorum. Eskiye ait birşeyler buldum az önce hatıralar karton bir poşetin içinde bakılıp hatırlanmayı bekliyorlardı ... Birkaç minik parmağınbenim için çizdiği resim - küçükken saklamam için bana verilmiş bir çakı -eski bir dosttan! kalma walkman -parakolleksiyonum -Datçada bi arkadaşımın verdiği
gitar pena sı ve benim kendi penam :) - küçük bir çan- eski muhtar çakmaklarım pınarım ın aldığı bi çakmak :) daha birsürü şey bir çoğunun 10 yıllık geçmişi var önemsiyorum ben bu tarz
şeyleri. Dikkat ediyorum anmaya ve anımsanmaya . Bunlar değerli şeyler bence elinizde geçmişe ait birşeyler olmalı somut şeylerle dokunarak dalıp gitmelisiniz maziye en azından ben böyle yapmaya çalıyorum...



Not: resimleri bu hale getirmek inanın 1 saatimi aldı bu düzeni sağlamak büyüttüğünüz taktirde orjinleri hoştur özür diliyorum blogger ın azizliği tamamen :(

Hakkımdı

Bundan 3 - 4 sene önce bir kitap çıkartmayı düşünürken yazdığım bir ön sözdü bu hakkımda yazısı (kimilerinin beğendiği kimilerinin anlamıyarak dalga geçtiği yazı ) ancak yine birileri tarafından yolum kesildi pıstırıldım etkisiz hale getirildim ve vazgeçirildim . Yaa (baba) sen şimdi bu yaptıklarımı görsen yazdıklarımın okunduğunu,takdir edildiğini acaba o zamanlar bu fikrime destek olmadığın için kendinden utanırmıydın... Ama ne fayda o taslaklar -arkadaşımın ofisine gidip daktiloya geçirdiğim tektek, sayfa sayfa yazılar- bir soba alevinde yitip gitmezdi.

Hayatım bundan daha kötü gidemezdi diye düşündüğüm bir andı tıpkı şimdiki gibi o delikten çıkmadan bir kaç saniye önce ciğerlerim açıldı ve ne yazık ki boğuluyormuşum gibi hissettim daha sonra anladım ki bende ki bu değişiklik olmasaymış hayatta kalamazmışım çünkü; yaşamımı sürdüreceğim bu yeni ortamda su yerine hava mevcutmuş Anne karnındayken yaşadıklarımızı eğer hatırlıyor olsaydık sanırım şu anda ki yaşantımız pekte sağlıklı olmazdı.Düşünsenize bambaşka bir alem ve her türlü tehlikeden uzak bir zırh dahilinde mükemmel bir koruma ile süren kısa bir süre.Sanırım hayat böyle başlıyor hatırlamıyorum ama tıp bize böyle olduğunu söylüyor. Şimdi bazen o hayatı özlediğim oluyor ama bu imkansız biliyorum oraya geri dönemiyecek kadar büyüdüm.

Nerede Benim Pinokyo Bisikletim


Çocukluğum geldi aklıma kırmızı pinokyo marka bisikletim bizden daha eskileri velesbit de demişler. Ne güzeldin sen Frenlerin taş gibiydi adamı tepe taklak düşürtürdün :) herkese hava atadım mahallede zilin bile vardı yaa... Of özlemişim seni pinokyo bide resim koyayım dedim ama bir tane resmini bile zor buldum senin yerine çıkan vitesli bisikletkler artık almış yerini hiç bir zaman süremedim onları ya zinciri çıktı ya vitesi bozuldu ... Senin zincirin çıksaa bile ellerimin yağ olacağını bile bile ters çevirir tamir ederdim hele o tekerlerine aksesuarlar takardım ya yıldızlar böcekler fosforlu fosforlu renk renk ay ne güzeldin yaa :) Pinokyocum inan son çıkan bisikletleri görsen çok üzülürsün bisiklet demeye bin şahit ister meymenetsiz bi kere sıcak değiller içten değiller yani durum böyle özledim ben seni ...

Ya böyle bisikletmi olur ya git işine kardeşim
Nerede Benim Pinokyo Bisikletim yaaa Ah ah







Notica : ( buda ne demek se notica ) tam olarak pinokyonun resmini bulmadım benim pinokyom gibi değil.. bahsettiğim pinokyo hiç değil :)

Süper!

Diago ve Susy 26 kasım 1976 tarihinde evlenirler ve o gün birer fotoğraf çektirrirler evlerinde daha sonra ertesi sene yine aynı günde tekrar birer fotağraf çektirriler. 78 senesinde artık bir kişi daha onlara katılır ileriki 26 kasımlarda artık o da yer alıcaktırfotoğraflarda .1979 senesinde artık 4 kişilik bir aile olmuşlardır ...
Böyle devam etmiştir her sene her sene aynı günde birer poz ... 1984 ve ailenin 5. üyeside artık onlara katılmıştır. ve bu çekimler yine devam etmiştir ...
Bilmiyorum belkide başka bir hikayeleri vardır ama ben resimlere bakarak yazdım bu satırları 2005 yılına kadar devam etmiş belli aralıklarla artan bu aile belki de en son resimden sonra eksildi inanın hiç bir fikrim yok ama bence yaptıkları şey gerçekten harika bende ruhumu bulduğum zaman onunla evlenirsem aynı şeyi yapıcam karar verdim çok güzel yaa ...