foto etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
foto etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

isteksiz istekler



Bi kaç gereksiz isteğim var :)
Bunlardan biri kendi işimi kurmak ki bu nasıl
olucak hala bir fikrim yok ama bunu en kısa sürede yapmam gerek.
...................................................
Kilo vermek istiyorum.Öyle böyle değil planlarımın arasında yaklaşık bir 30 kilo var çünkü sıfır beden olabilmem için bu kadar kilo vermem gerek :)
...................................................
Bunun haricinde İtalyanca ve İspanyolca öğrenmek istiyorum.
...................................................
Ablamla yine sabahları sahilde yürüyüş yapmak istiyorum
.
...................................................
İstiklal de kaybolmak istiyorum
...................................................
Kısa vade de Urlaya ya da Foçaya gidip Fedon'a benziyene kadar bronzlaşmak istiyorum. Belki de yıllar sonra Datça olabilir...
...................................................
Balık tutmak istiyorum.
...................................................
Sevgilimin çocukluğunu çok merak ediyorum sırf bunun için geçmişe dönmek istiyorum çünkü ; onunla evcilik oynamak istiyorum :)
...................................................
Saçlarım artık uzasın istiyorum.

...................................................
Kırmızı yüksek ökçeli pabuçlar istiyorum :)
...................................................
Eski odamı geri istiyorum
...................................................
Oya (yöneticim) tatilden hiç dönmesin hatta gittiği tatil yöresine aşık olup oraya yerleşip domates yetiştirme kararı alsın istiyorum.
...................................................
Bir sabah zengin olarak uyanmak istiyorum.
...................................................
Dünya barışı sağlansın istiyorum :)
çok şey mi istiyorum?
Aaaa bi de anne olmak istiyorum


bitti.

Ana kart hey senin ananıı :)


Yine dolu dolu geçen bir iş günü. Her gün iş yerine geldiğimde belki bu sabah bir sorun yoktur, belki günaydın diye bir ses karşılar beni diye ümid ederken yine Başşak Bilgisayarım göçtü diye karşılandım :)
İnanın bana nasıl beceriyorlar nasıl ediyorlar da sapasağlam çalışan pc yi bozamayı başarıyorlar aklım almıyor.
Labaratuvar da Biyokimya cihazına bağlı makinanın çalışmadığını tesbit eden sevgili Nurten bütün günümü mahvedicek cümleyi kurdu "başşak bilgisayar göçtü"
Ben yine herzaman ki gibi Server dan kaynaklı birşey olduğunu düşünüp, aman veritabanı şifresini gireriz olay çözülür diye hayal ederken,hakketen bilgisayarın hiç bir şekilde çalışmadığını anladım.
Power tuşuna basınca hiç bir güç sinyali almıyordu...

Neyse öncelik olarak power tuşunda bir sorun olduğunu düşündüm
sonra hiç bir sorun olmadığını gördüm :)
başladım kasayı açmaya


Açtım
Açtım
Açtım

:)
Ana karta elektrik gidiyor ama fan da ya da efendime söyliyeyim orda burda elektrik aldığına dair hiç bir sinyal yok
Delirmemek içten değil
velhasıl onu yaptım bunu yaptım güç kaynağını değiştirdim, ardiyede duran kasalardan parçalar aldım, taktım... tık yok :)
Bir ihtimal power tuşuna tekrar basmayı denedim ve herşey o an bitti ...

Önce herşey çalıştı, sonra garip bir ses - ilginç bir akım - hafif bir duman - ve iğrenç bir koku.
Evet ana kartı yaktım :)
Hayatımda ilk kez bir anakartı yaktım gerçekten heyecan vericiydi .(en azından Server ın tamamını yakmıştım bi ara ondan sonra ikinci en heyecan verici diyebiliriz !)
Sonra gittim yeni bir anakart aldım onu taktım - bilgisayarla tanıştırdım, kaynaştırdım, aralarında ten uyumu olacak diye bekledim :)
Derken akşam oldu bu tüm cebelleşmelerim esnasında yavrum Gamzem de beni çekti en sağlıklı olanlarını sizlerle paylaşmaya karar verdim.
Anlatırken komik geldi ama cidden çok zor bir gündü. Allahım umarım yarın bi sorun çıkmaz ve umarım yarın biri bana günaydın der. :)

başak ve bir çatlak parmak :)

Geçen hafta sonu bir kaza sonucu sağ eliminin orta parmağı çatladı :)Tıp merkezimize gelen yaşlı bir acil hastaya yardım ederken teyzemizin elimin üzerine oturması sonucunda oldu :) gülmeyin gebertirim.
Neyse bu çatlak el zaten bir çok insana malzeme oldu falan filan derken çok şükür geçti iyileşti elim.
Bu çatlak elle neler yaptım:

Web sitesi için profsyonel bir ekiple fotoğraf çekimi ...
Her gün yoğun bir tempoda çalışma
Bir server kasa tamiri
Blog yazarları organizasyonu
ve Volkanı ağırlama ... elimden çıkan şeyi volkana hediye ettim hatıra olarak saklasın diye belki parmağına takar yani işine yarar bilemiyorum tercih ona kalmış :)

Parmağım, fotoğraf ekibi, Tıp merkezimizin en sevilen Hekimi ve Zübeyde Hanımdan
bir kaç kare...

Toplandık :)




19 nisan ve biz toplandık :)
size bu satırları toplantı anında yazıp yayımlamak istiyordum ama sabah Wolkanla mekana gittiğimiz de bir sürprizle karşılaştık Wi - Fi ayağına heryerde ki wireless bağlantılarına son verilmiş o nedenle ancak şimdi yazıyorum.
İnanılmaz sıcak bir toplantı oldu gerçe
kten katılımda bulunan herkese çok teşekkür ediyorum.
İlk etapta tek tek gelen arkadaşları karşıladık sonrasında aramızda bloglarının isimlerini telaffuz edemeyen bloggerlar olabileceğine şahit olduk :) ( emre çok tatlıydın ablacım )

İsimleri tek tek yazıcam ama liste Wolkan da kaldı Mustafada da kalmış olabilir :p
ekleme olayını sonra yaparız sorun değil hemen sıcağı sıcağına fotoları eklemek için birşeyler yazmak istedim sadece


Yer konusunda çok büyük bir problem yaşadık resmen kovulduk desem yeridir :)
30 tane adam hepsinin blogger olduğunu düşünün hayatlarını uçlarda yaşayan anarşist ruhlu adamlar :) masa düzenini beğenmedikleri için kalkıp 80 kez şekil değiştirdiler :)
çoğunluk öğrenci olduğu için haklı olarak fix bir menüye karşı çıktık ve en sonunda ben kendini halkla ilişkiler müdüresi s
anan bayanla kavga ettim ve orayı terkettik.
kendimizi en rahat en özgür hissedebileceğimiz bir yere gitmeye karar verdik Kordon sahil ve çimler :)
işte herşey burada başladı sayıda azalma olsada ciddi anlamda güzel insanlar bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadık.

Geyik ve komik kısımlarını sanıyorum diğer arkadaşlarım yazarlar ben de burada yer veririm. Aslına bakarsanız ben bu yazıyı güncellerim sürekli ama şimdi herkesten önce yazmam gerektiği için bu acelem
Bizimle olan herkese sonsuz teşekkürler...

Not : resimlerin sıralaması tamamen dağılmış durumdadır hayal gücünüzü kullanmanız önemle rica olunur :)















































devam edicek :)

devamm :)

bu da gayrı ciddi nin izmir buluşması için çizdiği karikatür

ikisini birden içtim, inan içim yanıyor





Şarap mahzende yıllanır,

Aşkın kalbimde yıllanıyor,
İkisini birden içtim
İnan içim yanıyor,
İnsan dudak kadeh,
Kadeh dudaktır sanıyor,
Dudak kadehtir sanıyor,
İkisini birden içtim
İnan içim yanıyor.


nezamadır günün tınısı yapmamışım...
inanılmaz bir bir şarkı Müzeyyen SENAR ın sesinden
dinlemek beni mest ediyor hatta mahvediyor...
umarım beğenirsiniz.
dibine not: bundan sonra her yazıya kendi resmimi koyucam:)




Unuturum diye yorma kendini


Unuturum diye yorma kendini
Her sevenle beni bir tutamazsın
Bu kadar yürekten sevmişken seni
Öyle kolay değil, unutamazsın

Yıllar sonra birgün seni anarsam
Kulakların değil, kalbin çınlasın
Ardından bakıp da öylece kalan
Gözlerimde donmuş iki damlasın

Ahımın rüzgari üşütür seni

Benden başkasına ısınamazsın
Yorgun şarkılarda anarsın beni
Öyle kolay değil, unutamazsın

Yıllar sonra birgün beni anarsan
Kulakların değil, kalbin çınlasın
Ardından bakıp da öylece kalan
Gözlerimde donmuş iki damlasın



Nasıl girersen öyle geçermiş :)



Bu benim yılbaşı gecesinde ki halim :) çok ciddiyim bilinçli olarak falan verilmiş bi poz değil.
Biliyorsunuz dehşet bi rahatsızlık geçirdim ve yeni yılada bu şekilde girdim korkum şu ki; bütün bir yılın böyle bedbah ve sünepe bir halde geçmesi.
Acıların çocuğu gibi bakmışım ya huuu
:)

Değişiyorum...

Uzun zamandır kendime ait birşeyler yazmadığımı farkettim . İçimden gelenleri susturduğumu hatta kendimi bile dinlemediğimi...
Sessizleşmişim elimde olmadan kaybetmeye alışıyor insan gitgide bir karakteristik özellik halini almaya başlıyor.Soruyorum şimdilerde kendime ; ben büyüyor muyum yoksa?
Elbette büyüyorsun, d
eğişiyorsun bunun başka bir anlamı olabilir mi bu içindeki değişikliğe verdiğin bir reaksiyondan başka birşey olamaz.
En güzel yanı da sorduğun sorulara kendin yanıt bulabiliyorsun ya işte erdem bu diyorsun .
Ne demiş şair "Kapıldım gidiyorum bahtı
mın rüzgarına." İşte gittiğim anlardan biri. Zamanlı yaşamak her duyguyu, en yerinde insanı olgunlaştıran tecrübelerden değil midir?
Med Cezirler var ya işte onlar biraz yıpratıyor sanıyorum. Belkide hayat bundan ibaret kimbilir Üstad çözememişte ben mi çözeceğim.
Öğrendiğim bir kaç şey var; edinidğim
tecrübelerden, şu yaşıma kadar gördüklerimden.

  • Kırıldıkça daha da sağlamlaşıyorsun bir daha ki sefer daha kırılmaz , yıkılmaz oluyorsun.
  • Üzüldükçe mutluluğun önemini daha bi anlam kazanıyor. Yitirdiğin sevinçlerin peşine düşüyorsun.
  • Düştükçe daha çok düşüyorsun. Ama tekrar ayağa kalkmak için özün sana destek veriyor sırtını yine kendine dayayıp güvende hissediyorsun kendini.
  • Ağladıkça gülmeyi öğreniyorsun.
  • Sevildikçe sevmeyi.
  • Sarıldıkça sıcaklığı bağlanmayı...
Daha bir çok şeyi öğretiyor hayat elbette.Ancak; öğreneceğim o kadar çok şey var ki ...
Belki bir bebeğin kokusunda, belki bir sevgilinin koynunda, belkide annemin bakışlarında görebileceğim anlayabileceğim daha çok şey var.
Sadece yaşamak gerek zamanla herşeyi...

mimlenmek güzeldir :)


Pınarım beni mimlemiş iyide etmiş, hayal kurmayı unuttuğumu farkettim.
Birçok şey geldi fikrimin ucuna düşündüm, sessizleştim sevdiğim bir klasik Türk müziği açtım hatta hemen Pınara da dinletirdim ( bloguna koydu :p )
gözlerimi kapattım ...
Bi an küçük bir çocuğun sesi geldi kulaklarıma. Bilen bilir anne olmak en büyükhayalimdir.(bu hayalim kısa vade de olamayacağı için başka bir hayale geçiyorum)
Dünyayı gezme hayali adı üstünde bu da hayal işte..
Bir çoğunuz gibi benimde gerçekleşmesi zor hayallerim var.Hayal dünyamı soruyorsanız aklınız almaz o ayrı burada yer verilemiyecek hayallerede sahibim Fantezilerin Kadını Feriştah tadında ( yuh artık başak ayıp ayıp).
Ama en son güzel bir hayalimi anımsadım.Küçükken hep bir efsane ile kandırılmışızdır ya Gök kuşağının başladığı ya da bittiği yerde gömülü altınlar vardır ...İşte ben az kalsın o altınları buluyordum , hayalimi gerçeğe kavuşturuyordum :)
İşin şakası elbette.Bundan 1,5 2 sene önce bana fotoğraf çekmeyi görmeyi öğreten ve benim için hayatımda ayrı bir yeri olan bi dostumla birlikte bi yerden dönerken Altınyolda ( karşıyakayı karşıya bağlıyan yol böyle geçer Allahım ben nasıl tabirler yapıyorum bu gün !) fevkalade kareler yakaladık tabiki ilk önce gözlerimizle yakaladık daha sonrada makinalarımızla.

"ebemkuşağı"



En dibine not be:Mimimizi sevgili dostum cumhur a paslıyorum.Göğüsünde yumuşat kardeşim şut unu öyle çek :)

Somut Anılar

Yine ilerleyen saatler ,yine sessizlik, karanlık ve yalnızlık ...

Neyse loş sarı loyu ışıkları sevmişimdir her zaman dinlendiren müzikler eşliğinde okunan bir kitap ya da yazılan birkaç satır yazı ben böyle dinginleştiriyorum içimdeki coşkunluğu, taşkınlığı.*Kahve, zaten O olmazsa şu anda bunları yazıyor olmazdım sanırım verdiği geçici hazla yazma eğilimi içerisine giriyorum. Eskiye ait birşeyler buldum az önce hatıralar karton bir poşetin içinde bakılıp hatırlanmayı bekliyorlardı ... Birkaç minik parmağınbenim için çizdiği resim - küçükken saklamam için bana verilmiş bir çakı -eski bir dosttan! kalma walkman -parakolleksiyonum -Datçada bi arkadaşımın verdiği
gitar pena sı ve benim kendi penam :) - küçük bir çan- eski muhtar çakmaklarım pınarım ın aldığı bi çakmak :) daha birsürü şey bir çoğunun 10 yıllık geçmişi var önemsiyorum ben bu tarz
şeyleri. Dikkat ediyorum anmaya ve anımsanmaya . Bunlar değerli şeyler bence elinizde geçmişe ait birşeyler olmalı somut şeylerle dokunarak dalıp gitmelisiniz maziye en azından ben böyle yapmaya çalıyorum...



Not: resimleri bu hale getirmek inanın 1 saatimi aldı bu düzeni sağlamak büyüttüğünüz taktirde orjinleri hoştur özür diliyorum blogger ın azizliği tamamen :(

Toplanamayan Turk Blog Yazarları :)






Efendim 3 kasımda Taksim Oda Cafede toplanmış bulunduk :)
Sohbet havasında geçen toplantımız gayet güzeldi ne yazık ki katılım çok azdı ancak yinede yeni dostlar tanımak bile yetti. Eğlenceli ve genellikle Page Rank li bi de El emee Göz Nuru geyikleriyle geçti :)Herkes bloglarında olduğu gibi hakikatten candan, doğal ve samimiydi.
Şimdi yoldan geldiğim için pek fazla şey yazamıyorum yorgunum ve uyumak istiyorum :)

mim 12- mim 13- mim 14

Uzunca bir süre yazmamaya karar vermiştim kişisel bir protesto ancak onlarında istediği bu bizlerin gündelik yaşantımızda yaptıklarımızı sonlandırmamız ve psikolojik olarak kendimizi kötü hissetmemizi istiyorlar ama biz güçlüyüz yılmayız.

Sırasıyla yönlendirilen mimlere cevap vermek istedim
ilk mim 187. sayfa artık bilmeyen yok açıklama
yapmıyorum mim i Yönlendiren ogeweb.org
İlk cümlemiz İnançları Sapt
amak ;
Önce inançları saptmakla başlıyalım .





ikinci mim Canım kuzenim Pınarımdan
gelmiş
Turkcell TipMatik
ten kendimize en yakın
tipi buluyoruz benim gibi bi tipsiz e
en uygunu bu oldu sanırım
daha ne diyim bildiğin deli
işte bu huni yi de bana özel koymuşlar herhalde :)




son mim de
Oğuz Kaan Çağatay Kılınç
tan gelmiş konusu daha öncede karşılaştığım bir mim bizi en iyi ifade eden şarkı
(lar )hemen lafı uzatmadan bu mim i de yerine getirip yazıma son veriyorum.
Bridget Jones filminden güzel bi parça hoş bi parça film beni iyi anlatan filmlerden biri saudtranc ı da beni ifade eder diye düşündüm...


Örmek ya da örmemek :)


Uzunca bir süredir işsizim ve artık tamamen evrimimi tamamlayıp bir ev kızı oldum bunun vermiş olduğu sıkıntı ve üzüntü ile yüzümdeki çıkan yeni sivilecelerle uğraşmamam için annem dün akşam elime iki adet şiş ve bir adet yumak tutuşturdu bende başladım örmeye çok eğlenceli gidiyor şimdilik ama sanırım bu da sabah yürüyüşü macerası gibi çook kısa sürecek gibi görünüyor :) öf sıklıdım yahu işin garip kısmı bir bilinmezi örüyorum 140 ilmek lik birşey ne olabilir ki :) ör ör de bitmez kardeşim bir sıra örmek 45 dk. mı alıyor zaten tutuşumdan ne kadar bildiğim belli oluyordur.
Artık çile bitene kadar annem bana ördürrür bunu Tahminen 1 sene kadar sürer bende zaten o zamana kadar iş bulurum bu eziyette biter:)

aşağıda da yakın çekim yarattığım harika eser heheh iğrenç oldu ya ben giymem valla bunu :)




Dibine not : kahküllerimi kendim kesitim :)

günün tınısı...



Günün tınısı sevdiğim bi parça ...
Candan Erçetin Gamsız Hayat.
Resimle daha iyi kompozize olacağı kanısındayım çünkü gülen her yanımızın aslıda ağlayan bi tarafları var ...


"Sormayın neden bu durgunluğum
Görmeden kuytu yaralarımı"...

Mutluluğun Resmi

Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?
işin kolayına kaçmadan ama
gül yanaklı bebesini emziren melek yüzlü anneciğin resmini değil
ne de ak örtüde elmaların
ne de akvaryumda su kabarcıklarının arasında dolaşan kırmızı balığınkini
Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?
1961 yazı ortalarındaki Küba'nın resmini yapabilir misin?
Çok şükür çok şükür bugünü de gördüm
ölsem gam yemem gayrının resmini yapabilir misin üstad ?

Abidin yapamaz belki ama ben çekerim :)


Pasaport Karşıyaka vapuru yine çekiyorum birşeyler her zamanki gibi.Bu küçük kız dikkatimi çekti
eline sarmalı bir makina içinde bir telaş ...Severim çocukları içlerinde ki heyecanı yaşarım hissederim . Annesinden izin istiyor en uca gtmek için ama hayır diyor ... Yanlarına gittim gel dedim birlikte gidelim ordan daha güzel çekebilirsin Gözlerinin içi parladı o gözlerle annesine baktı bende baktım kokulacak birşey yok dercesine ve hafif bir baş eğilmesiyle tamam işaretini aldık el ele tutuşup vapurun burnuna geldik bi kaç çekim yaptık ona makinayı nasıl tutması gerektiğinii gösterdim çok hoşuna gitti mutlu oldu bende bu anı karelemek istedim.

Günaydın İzmir

Yine rekora gittiğim günlerden biri hiç uyumadım uyuyamıyorum kardeşim neden bilmiyorum. Bunu değerlendirmeye karar verdim ve Yürüyüş yapmayı hayal ettim ...

Sabahıın olmasını bekledim yanıma arkadaş lazım tabi Ablamın uykusunun içine ettim ve onuda kaldırıp başladık yürümeye ...















önce güneşe bi selam verdik














sonra yürüyeceğimiz yola ...














sonra ben kendimi enerjik hissetmek için bi kaç
hareket yaptım en artistiğinden :) ve başladık yürümeye ...


yolda balıkcı amcalara rast gele dedik yanlarından geçerken ...


spor hareketleri bir ki bir ki :) bu arada
benim hakketen spora çok ihtiyacım
var yaa şu tv de satılan kemerlerden mi alsam
yattığın yerden zayıflatan :) ehe
(bu arada fon mükemmel )
Ve dönüşe geçtik ... Valla spor mu yaptık
fotoğrafmı çektik bilmiyorum :) ilk gün olur
o kadar yav.
Tabi şu ana kadar ablamı görmediniz hiç ...
umarım kızmaz guduuu ablam benim :)



yüzüktende geçtik efendim bu yüzük meşhurdur :) Bostanlı evlendirme dairesinin bahçesinde devasa yüzük bunun içinden geçen bekarlar evlenirmiş Amin yarabbi :)
ve yürüyüş maceramız bitti ... tamamen bitti sanırım bi daha yürüyeceğimizi sanmıyorm :)

Çoraplarım ve Ben


Can skıntısı işte evde oturuyorum birden çoraplarıma gözlerimi diktim :) ve onun bir arkadaş olabileceğini düşündüm birden evet onlar benim arkadaşım artık Mahmut :) ikisine de aynı ismi verdim çünkü aynılar :) ehehhe korkmayın bu geçici bir durum genellikle cansız ve hayali arkadaşlar edinmem ama Mahmutları çok sevdim ben aşağıda sırasıyla ayaklarımdaki halleri tanıştığımız an ve yan yana çekindiğimiz bir an ı paylaştım sizlerle Ben hastayım yaaa :p