cumhuriyet etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
cumhuriyet etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

Atam Neredesin


Her söylediğin sözde ileriyi görerek kurduğun her cümlede sana olan hayranlığımız bir kat daha artıyor . Ne yazık ki Senin niteliklerine saip bir insan ,devlet adamı daha görmedi dünya sen gittikten sonra.Bizler için kullerinden var ettiğin bu vatan öyle zor zamanlar yaşıyor ki Neredesin Atam diyebiliyoruz sadece ...

29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız Kutlu olsun


Atatürk'ün, Cumhuriyet'in 15. yıldönümü nedeniyle orduya mesajı: "Zaferleri ve mazisi insanlık tarihi ile başlayan, her zaman zaferle beraber uygarlık ışıklarını taşıyan kahraman Türk Ordusu! Türk vatanının ve Türklük topluluğunun şan ve şerefini, iç ve dış her türlü tehlikelere karşı korumaktan ibaret olan vazifeni her an yapmaya hazır olduğuna benim ve büyük ulusumuzun tam bir inan ve itimadımız vardır!"
M.KEMAL ATATÜRK
İleri görüşlü olma vasfına sahip Atam sanki bu günleri görerek söylemiş...

Aydın Türk Kadınları


Şu Modernliğe Aydınlığa bakar mısınız.
Eğer doğru ise Nebahat AKGÜL isimli bir şaiirimiz sene tahmininizce 1920 ler. Sene 2007 ne kadar fark var aramızda değil mi

ne mutlu Türk olana




















İstiklâl savaşı gençleriyiz biz: Tarihe koç Türkler diye şan verdik! Yurdumuz azizdir, çiğnetmeyiz biz: Uğruna bu kadar kahraman verdik.Aç çıplak savaştık tipide, karda, Kartallar avladık sarp kayalarda, Sakarya önünde Dumlupınar'da, Ulu Gazi'mize imtihan verdik.Soğuklar zalimdi, kışlar amansız; Kuşlar yuvalardan düşerdi cansız; Vuruştuk yaralı, hasta, dermansız; Ne aman istedik, ne aman verdik.Yıllarca ufkunda yedi renk bayrak, Salındı bizimdir diye bu toprak, Hepsini allara boyadı şafak, Göklere içtiği kadar kan verdik.Kılıç kınlarından süzüldü kanlar, Al döndü akından kır küheylânlar, Açtı baharımız hep erguvanlar, Dağlara çiçekler armağan verdik.Murat dağlarından indik aşağı, Göründü uzaktan Gediz ırmağı, Kuruldu İzmir'e Türk'ün otağı, Vatana yeniden bir vatan verdik
Samih RIFAT.

Onun hakkında bilmediğimiz 30 özel ayrıntı

1) “ATA” lafını sevmezdi. “Atatürk” hitabını ilk kez dönemin Türk Dil Kurumu Başkanı bir konuşmasında kullanmış, Mustafa Kemal de çok beğenince O’nun soyadı olarak kalmıştı. Ancak kendisine “Ata” diye hitap edilmesinden hiç hoşlanmazdı.

2) En sevdiği yemek, Manastır Askeri Lisesi yıllarından kalan bir alışkanlıkla hayatı boyunca kuru fasulye ve pilav olarak kaldı. Tatlıya düşkün değildi ancak canı istediğinde çok sevdiği gül reçelini tercih ederdi

3) En büyük hayali dünya turuna çıkmaktı. Bir dünya turuna çıkıp Türk Dili ve Tarihi üzerindeki çalışmalarını genişletmek en büyük hayali idi. Ne yazık ki ömrü yetmedi.

4) Başucu kitabı “Çalıkuşu” idi. Binlerce kitabı vardı. Ancak bunların arasından bir tanesini; Reşat Nuri Güntekin’in ünlü “Çalıkuşu” romanını cephede bile başucundan ayırmadı. Romanı hep yanında taşır, her gün rasgele bir sayfasını açar, okurdu.

5) Atlardan sonra en sevdiği hayvan köpekti. “Fox” adını verdiği köpeği, Gazi’nin yatağında, ayakucunda uyurdu. Hayvanlara o kadar düşkündü ki bir gün misafirlerinin de görebilmesi için yeni doğmuş bir tay ile annesini Çankaya Köşkü’nün kabul salonuna getirtmişti.

6) Tam bir salon adamı idi. En sevdiği dans Vals idi. Müzik zevki çeşitlilik gösteriyordu. Klasik Batı Müziği dışında Anadolu ezgilerini de severek dinlerdi.

7) Gömleklerinin tamamı beyazdı. Bu gömlekler önceleri İsviçre’de özel olarak dikilirken sonrasında “yerli malı kullanma kampanyası”na öncülük edebilmek için Beyoğlu’nda bir terziye diktirilmeye başlanmıştı.

8) Dolabında laciverde yer yoktu. Takım elbiselerinin tasarımlarını hep kendisi çizerdi. Lacivert takım giymeyi sevmezdi.

9) Boyu 1.74 idi. Hayatının son dönemlerine kadar 76 olan kilosu, hastalığının ilerlemeye başlaması ile 46’ya kadar düşmüştü. 43 numara siyah rugan ayakkabı giyerdi.

10) Özenli ve temiz bir Türkçe kullanırdı. Ancak bazı kelimeleri Rumeli şivesi ile telaffuz ederdi.

11) Hayatında bir dönem çok önemli yer tutan Mustafa Kemal’in evliliğinin ardından, hayatına trajik bir şekilde son veren Fikriye Hanım’ın mezarının nerede olduğu bilinmiyor.

12) Cumhurbaşkanlığı görevinden sıkılıyordu. Hayatının çoğunu savaş cephelerinde geçirdikten sonra, Cumhurbaşkanı olarak geçirdiği yıllar ona tecrit hayatı gibi geliyor, çok sevdiği halkından ve sade bir vatandaş olarak yaşamaktan uzaklaştığını düşünüyordu.

13) Kılık – Kıyafet Kanunu çerçevesinde tüm din adamlarının dini kıyafetleri ile sokağa çıkmaları yasaklanınca, Papa’nın temsilcisi Monsenyor Roncalli’ye kendi terzisi Kemal Milaslı eliyle bir koleksiyon hazırlattı.

14) Sabah kahvaltıları ile arası hiç iyi değildi. Yataktan kalkar kalkmaz odasındaki divanın üzerinde bağdaş kurarak oturur, günün ilk kahvesini ve sigarasını içerdi. Bir özelliği de kendi kendine tıraş olmamasıydı.

15) Düzen takıntısı vardı. Evinde, çevresinde, hatta konuk olduğu evlerde bile eğri duran eşyalar düzeltilmeden rahat edemezdi.

16) Hoşgörülü bir lider idi. Köylünün biri gazete kağıdına sardığı tütünü içerken elini yakmış, “alsın bunu kendisi içsin” diyerek Atatürk’e küfretmişti. Mahkemeye çıkarılacaktı. Atatürk, olayı öğrendikten sonra “onu mahkemeye vereceğinize doğru dürüst sigara içmesini temin edin” dedi.

17) Hastalığının başlangıcında kendisini muayene eden Dr. Fissinger kendisine günde kaç paket sigara içtiğini sormuş, Atatürk de “sekiz” diye yanıtlamıştı. Doktor, bunu günde bir pakete indirmesi gerektiğini söylediğinde gülümseyerek cevap vermişti: “Ben zaten günde bir paket içiyorum. Bundan sonra bunu sizin izninizle yapacağım”.

18) Bir sabah milletvekilleri ile trene binmişti. Kondüktörün milletvekillerinden bilet parası almamasına şaşırmış, nedenini sormuştu. Trenlerin, milletvekillerine bedava olduğunu öğrenince epey sinirlenmiş; “ne de güzel halkçılık ama” demişti.

19) İlk mecliste, bir oturum sırasında üyelerden biri laikliğin ne manaya geldiğini anlamadığını söyleyince Gazi çok sinirlenmiş, elini kürsüye vurarak bir din bilgini olan üyeye cevap vermişti: “Adam olmak demektir hocam, adam olmak!”

20) Kurbanlıkları bağışlardı. Gittiği yurt gezilerinde kendisi için kurban edilen hayvanlara bakamaz, böyle anlarda sırtını döner ya da kesilmelerine engel olurdu.

21) Yabancı dile meraklı idi. Askeri lisede öğrenmeye başladığı Fransızca’yı sonraki yıllarda geliştirdi. Zengin bir kelime dağarcığı vardı. Konuşurken araya Fransızca sözcükler de eklerdi.

22) Kumardan hoşlanmaz fakat arkadaşları ile “fasulyesine” poker oynardı. Oyun sonunda ise kazandıklarını iade ederdi.

23) Kan görmeye dayanamazdı. Cephelerde düşmanla göğüs göğse savaşmış biri olarak, en ilginç özelliği, savaş meydanları dışında kan görünce fenalaşmasıydı.

24) Fransız tarihçisi Herriot, Ankara’ya geldiğinde Gazi’nin kulaklarının duyuyor olmasına şaşırmış, anılarında bunu esprili bir dille anlatmıştı: “Türkiye Cumhuriyeti’nde bir tane kulakları duyan kişi var, onu da Cumhurbaşkanı yapmışlar”.

25) Bir ricası baş açtırdı. Bir gün halk arasında dolaşırken çarşaflı bir kadına rastlamış, “Hafız hanım, benim hatırım için başındaki örtüyü açar mısın?” diye sormuştu. Kadın başörtüsünü açarak Atatürk’ün önünde eğildi ve onun ellerini öptü.

26) Sportmen bir kişiliği vardı. Her gün at biner, yüzmeye gider ve bilardo oynardı.

27) Eğitim hayatı boyunca en başarılı olduğu ders Matematik’ti. Pozitif bilimlere olan ilgisi hayatı boyunca sürdü.

28) “Yağcı”lara çok kızar, onlara geçit vermezdi. Bir akşam, sofrasında, kendisine gereksiz şekilde iltifat eden Abdülhak Hamit’e müdahale etmişti.

29) 1937’yi 1938’e bağlayan son yılbaşı gecesini Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras ile baş başa geçirmişti. O gece, dolabındaki bazı giysileri Bakan’a hediye etmişti.

30) Kuşları çok severdi. Çankaya Köşkü’nde özel bir bakıcının ilgilendiği bir güvercinliği vardı.

bu günün gençlerin' e itafen

Bu ülkede yasayan her insanin bağımsızlığını ve demokrasisiniborçlu olduğu insan:ATATÜRK...
Gençliğinde kot pantolon giyememiş.Sevgilisinin elinden tutup hasılat rekorları kiran bir sinema filmine gidememiş...Padişah ona Trablusgarp Cephesi'nde görev verdiğinde, lüks uçak şirketinin,first class koltuğunda viskisini yudumlayarak görev yerine gidememiş...
Halkına bağımsızlık fikrini anlatabilmek için kortej esliğindeMercedes'lerle gezememiş Anadolu'yu...Kurtuluş hareketini başlatmak için 19 Mayıs'ta Samsun'a ayak basan ayağında spor ayakkabısı ya da kovboy çizmesi yokmuş...Kazandığı her savaştan sonra savaş sahasına fırlayıp moral verenmini etekli ponpon kızlar da yokmuş...Tarih kitaplarına bakılırsa, Yunanlıları İzmir'den denize döktükten sonra timsah yürüyüşü de yapmamışlar...Ülkesinde yapacağı devrimleri, unutmamak için notalacağı bir cep bilgisayarı olmadığı gibi, kendisine suikast girişiminde bulunacaklarıda cep telefonundan öğrenememiş! Atatürk için üzülüyorum. Dağ gibi adam, bir radyo progr***** faks çekemeden,İsmet Pasa için Safiye Ayla'dan bir istek parçası isteyemeden gitti ..Lozan Zaferi'nden sonra veya Cumhuriyet'in ilanından sonra arabaya atlayıp sabahlara kadar korna çalıp, elinde bayraklarla sokaklarda turatamadı.Evinin balkonuna çıkıp, bir şarjör mermiyi havaya sıkamadı.Atatürk'e acıyorum...Sen kalk, dört kadınla evlenebileceğin bir dönemde dünyaya gel,sonra değerini bilmeyip tek kadınla evlilik sistemini getir. Aaaah ah...Çılgın diskolara gitmek, sabahlara kadar içip, içip rock yapmak,babasının mersedesini alıp söyle bir Emirgan turu çekmek dururken...Bunları yapmadı Atatürk...Keyif çatmadı...Tüm hayatini ülkesinin kurtuluşuna ve uygarlaşmasına harcadı...ISTE ONUN IÇIN BÜYÜK ADAMDI ATATÜRK HER FIRSAT ELINDE VARDI. O ISE SADECE BU MILLETIN BAGIMSIZLIGINI ISTEDI.BÜTÜN SUÇU 2 KADEH RAKI IÇMEKTI O KADAR...

Bir orta öğretim öğrencisinden abi ablalarını uatndıracak çok güzel satırlar.Sizlerle paylaşmak istedim.