alıntı etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
alıntı etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

Çinli bir bilgeden erkeklere 5 altın öğüt

  • Ev işlerinde ve zor işlerde sana yardım edecek olan, aynı zamanda da iyi bir işi olan bir kadın bulman önemlidir.
  • Espirili, nüktedan ve seni güldürmesini bilen bit kadın bulman önemlidir.
  • Kendisine güvenebileceğin ve sana hiç yalan söylemeyecek bir kadın bulman önemlidir
  • Seninle aşk yapmayı seven bir kadın bulman önemlidir.
  • Bu dört kadının birbirlerini tanımamaları çok önemlidir.
Daha ne denebilir ki eliin çinlisi ve bilgesi bile bunu diyorsa :) iyiymiş valla!

ERKEĞİN gözünde KADIN

İşte erkeklerin gözünde kadınlar. Erkeklere göre gerçek kadın tanımı nedir?
Erkeklerin deyimiyle kadın gibi olmayan kadınların, erkeklerle amansız bir mücadeleye girdiği yeni bir dünya anlayışı hüküm sürüyor. Peki gerçek kadının tanımı nedir?

GERÇEK BİR KADIN MİNÜBÜSÇÜ GİBİ KÜFÜR ETMEZ: Erkeklerin söylediği: Gerçek bir kadın kesinlikle ağır küfürler ederek konuşmaz. En angarya işi yaparken ya da en zorlandığı anlarda bile. Bu tür kaba kelimeleri zihninin bir köşesinde tutar ve içinden söyler. Ancak erkek ara sıra da olsa adi kelimeler duymak isteyebilir. Özellikle seks yaparken. O yüzden gerçek bir kadının küfürlü konuşmayıp bu sözcükleri dilinin ucunda tutması gerekir. Kadınların düşündüğü: Tüm kötü kelimeleri etrafımdaki şaşkınlar için harcamak! Eğer bunları duymak bir erkeği rahatsız ediyorsa bunu anlayabilirim ama sadece onun istediği zamanlarda küfürlü konuşacak ve onun amaçlarına hizmet edeceksem buna katılmıyorum. Çok ikiyüzlü bir tavır. Kelime haznemin çeşitliliği ve renkliliğini sonuna kadar savunmayı tercih ediyorum.
GERÇEK BİR KADIN KALABALIK ARASINDA TAKILMAZ: Erkeklerin söylediği: Gerçek bir kadın yalnızdır. Erkek onu bir partide gördüğü zaman kimseyi tanımadığını hemen anlar. Büfenin yanında tek başına durmaktadır ve ona ulaşmak hiç de zor değildir çünkü etrafında aşılması gereken arkadaşlarından oluşan bir duvar yoktur. Ancak yalnızlığının özünde asosyal olması değil herkesle çok yakın ilişki kurmaktan hoşlanmıyor olması ve seçiciliği yatar. Kaldı ki yanına gelen erkekle sohbet etmesi ne kadar sosyal olduğunun göstergesidir. Kendine güven veren erkeklerle ilişki kurabilir ancak. Kadınların düşündüğü: Burada güvendeyim. Kalabalığın arasına karışıp yılışık adamlarla muhattap olmaktan çok daha iyidir. En azından bu şekilde gerçekten beğendiğim bir adamla kontakt kurabilir ve onun bana yaklaşması için fırsat yaratabilirim. Ara sıra insanın buna da ihtiyacı oluyor. Ama arkadaş grubum olmadan dışarıya çıkmayı çok da tercih etmem.
GERÇEK BİR KADIN TOPUKLU AYAKKABI GİYER: Erkeklerin söylediği: Gerçek bir kadın ne basket ayakkabısı (eğer Madonna değilse), ne çizme, ne balerin ayakkabısı, ne terlik, ne Birkenstock, ne de bot giyer. Hayır gerçek bir kadın sadece topuklu ayakkabı giyer. Tıpkı eskiden büyükannelerimizin zamanında olduğu gibi. Bacakların sonsuz görünmesini sağlıyor ve yürürken çıkan tıkırtı kulağa çok hoş ve kadınsı geliyor. Kadınların düşündüğü: Kendimi spor ayakkabıların ya da düz sandaletlerin içinde rahat hissettiğim kadar hiçbir ayakkabıda hissetmiyorum. Tabii bunların da en orijinal olan modellerini seçmeye çalışıyorum. Tabii ki yüksek topuklu, sivri burunlu ayakkabılar da satın alıyorum (hem de en pahalısından) ve giyiniyorum. Ancak her gün yüksek topuklarla yürümeye çalışmanın ne kadar zor olduğunu da unutmamak gerek. Koşuşturma da cabası. Ayaklarımın isyanını duyar gibiyim. Rahat etmek istiyoruz!
GERÇEK BİR KADININ SAÇLARI UZUN OLUR:Erkeklerin söylediği: Gerçek bir kadının saçlarının içinde kaybolup orada yaşanabilmeli. Gerçek bir kadın aşk yaparken yeleleri boynuna dolanmalı ve sağa sola yayılmalı. Bu kesinlikle çok seksi! Eğer bir kadın saçlarını kesiyorsa bu kesinlikle düzene girmek içindir. Yoksa onları uzun bırakır. Bir erkeğin onları parmaklarıyla okşayıp şekil vermesi en doğal hakkıdır. Kadınların bazen topuz yapması da çok etkileyici olabiliyor. Özellikle mutfakta çalışırken aceleyle topladığı saçları çok seksi bir görüntü yaratabiliyor. Bunların hepsi çok kadınsı! Kadınların düşündüğü: Son alışverişimizde birkaç etek ya da elbise satın almışsak saçımızı çok kısa kestirmeyiz. Farklı modelleri ve çeşitli boylardaki kesimler güzel ama enseye traş gerektiren çok kısa modelleri biz de çok tercih etmiyoruz. Boynumuzu ortaya çıkaran modelleri seviyoruz. Ama bunun için sadece at kuyruğu ya da topuz yapmak gerekmiyor. Kısa saç da boyun ve dekolte kısmım oldukça seksi gösterebiliyor. Bu yüzden erkeklere kısa saç ve feminenliğin paralel olabileceğini anlatmak lazım.
GERÇEK BİR KADIN ÇİVİ ÇAKMAYI BİLMEZ:Erkeklerin söylediği: Gerçek bir kadın buzdolabının kapısını kapatmak, otomobil park etmek ve bilgisayarda "elma V" yapmak için bile bir erkeğe ihtiyaç duyar. Kadınlar zeki ve duyarlıdır ancak el becerisi gerektiren işlerde değil. Çünkü onlar tamirci değiller. Gerçek bir kadın erkeği duvarda matkapla delik açarken tayyörü ile yerde oturup onu seyreder. Çünkü matkabı kullanmaya kalkarsa mutlaka kırar ya da kendini yaralar. Ve erkeği tamiratı bitince tebrik etmek için alkışlar. Kadınların düşündüğü: Her şeyi bildiğimiz gibi yaparsak erkeklerin onuru kırılabilir. Çünkü onlar kendilerini güçlü hissetmeyi sever ve bu tür minik işleri büyüterek üstün olduklarını kanıtlamak isterler. Yani egolarını okşamak gerek. Yamuk bile olsa duvara bir tabloyu asmayı becerdiklerinde mutluluktan bayılmamız gerekiyor. Eğer eleştirir ya da kendimiz daha iyisini yaparsak onların gözünde antipatik olabiliriz. Hangi erkek tıkanan lavaboyu açabilen ya da bozulan lambayı tamir eden bir kadından hoşlanır ki. Bizim görevimiz çekici çivi yerine parmağına vurduğu zaman pansuman yapmak ya da ağrıyan yerlerine masaj yapmak! Beceriksizliğiyle alay etmeyi aklınıza bile getirmeyin. GERÇEK BİR
KADIN EV İŞLERİNDEN ANLAR:Erkeklerin söylediği: Bu gerçek bir kadının doğasında vardır. Ev için en ekonomik alışverişi yapmayı bilir. Eve arkadaşlarımla geldiğimde yarım saat içinde sekiz kişilik yemeği parmağının ucuyla hazırlayabilir. Öte yandan bulaşık makinesini çalıştırabilir, çamaşırları asıp kuruyanları tek başına ütüleyebilir. Tüm bunların organizasyonunu yaparken hiç de zorlanmaz. Erkek çorabını arayıp da bulamadığı zaman yine o bulur. Neden biliyor musunuz çünkü o gerçek bir kadındır ve kayıp çorabın nerede olduğunu bilir. Kadınların düşündüğü: Ne kadar istesek de "aradığın şeyi bulmak için benim gibi bakmayı bil" demeyiz. Her konuda yardımcı olur sadece çorap değil aradıkları her şeyi buluruz. Bir çorabın tekiyle mutlu olabilmeleri bizi eğlendirir çünkü. Oysa bizim ev işlerinden anlamak istediğimiz etrafı çiçeklerle süslemek, buzdolabının üzerine notlar bırakmak, omuzlara kondurulan bir öpücük ya da bir tabak yemekle romantizm gibi şeyler olsa da gerçek hayatta olaylar böyle seyretmez.
GERÇEK BİR KADIN SADIKTIR: Erkeklerin söylediği: Gerçek bir kadın, gerçek bir erkek gibi değildir. Gerçek bir erkek tek başına gezen yalnız bir kurda benzer. Özetle değişiklikten pek hoşlanmaz. Ara ara kendini dışarı atar ve yuvasına geri geldiği zaman hiçbir şeyin önemi yoktur. Gerçek bir kadın tıpkı dişi kurt gibidir ve minikleri korumak için yuvada kalır, erkeğini bekler. Eğer şehvet ve heyecan arıyorsa Madam Bovary gibi kendi seçimini yapmak zorunda kalacaktır. Kadınların düşündüğü: Dişi aslan rolünü oynamamamız gerektiğini biliyoruz ama erkeklerin bizi dişi kurt olarak gördüklerini bilmiyorduk. Sadakat her iki taraf için de geçerli olmalı bu konuyu burada kapatmalı.
Sanırım işim gereği hergün elinde tornavida ve pense ile gezen bir bayan olarak, sürekli spor ayakkabı giyerek ve rahat konuşarak, erkeklerin gözünde ki kadın katagorisine girmiyorum. Hele ki çakmakla soda, bira ve türevli kapakları açabilme yetisine sahipken hiç ama hiç şansım yok :)
Napiyim kardeşim beni beğenen böyle beğensin allah allah :)

Bayanlar :)

Topumuz ilgi arsızıyız.Karşı cinsten bitmek bilmeyen bir ilgi bekleriz.İlgi göremediğimiz zaman delleniriz.Gururumuza yedirip bunu karşımızdaki garibana söyleyemediğimiz için, başka bir konuda hıncımızı alırız. İlişkinin başında gösterilen ilgi hemen alışkanlık yapar, ilginin arkası kesildimi, şu acıklı sorular dökülür ağızdan;
-Sen beni artık sevmiyor musun? -Hayatında başka birimi var?-Bana niye eskisi gibi bakmıyorsun? Erkeğin bu sorulara verecek cevabı yoktur.Açıkça itiraf edemez. "Yav çok ben, sıkıldım aynı şeyleri yapmaktan" diyemez. -Doğum günü, evlilik yıldönümü, ilk tanışma günü,ilk buluşma günü, vs günler hafızaya mıh gibi kazılıdır.Bu konuda doğuştan bir alarm sahibidirler,asla unutmayız. Unutan partnerin bittiği gün o gündür .Bu özel günlerin altında yatan yine özel bir sebeptir.Biz kadın milleti kendimizi özel hissetmek isteriz ve o özel günlerde, özel davranmak erkeğin boynunun borcudur. -Susmak, beceremediğimiz yegane eylemdir.Konuşma meziyetimizi sonuna kadar kullanırız, hatta çoğu zaman tek silahımızdır.Çenemizden bezen erkek, sırf çene etmeyelim diye her dediğimizi yapar.Tabi bu silahlardan sadece biridir, akıllı kadında, silahtan bol ne var. -Hediye almaya da vermeye de bayılırız.Biz ufak tefek şeyler alırken, karsıdan tek taş, pırlanta vs parlayan bütün mücevherleri bekleriz.Almadı mı, 'senin bana verdiğin değer bu kadar mıı?' sorusu gelir. -Alış-veriş hastasıyız ve alış-verişe birlikte çıkıldığı zaman, her vitrine bakarız ve her mağazaya istisnasız gireriz.Bundan şikayet eden erkek için 'dırdır' kaçınılmaz bir sondur. -Küsmek en büyük adetimizdir, hatta konuyu abartıp, vatan-millet meselesi haline getiririz.Çünkü erkeği kıvrandırmak,hakkıdır hakka tapan kadının.Şu da bir gerçek ki, kıvranmayı isteyen, kaşınan erkekler vardır.Bunları kaşıyacak potansiyel, kadında her zaman mevcuttur. Bu yazıyı okuyan beyler,artık anlayın şu bayanları.
Güzel bir yazı olduğu için sizlerle paylaşmak istedim..

Hayata Tersten Başlasaydık

Yasamin en tatsiz tarafi sona eris seklidir.
Süphesiz ki yasami tersten yasamak daha güzel,
hatta mükemmel olurdu.
Nasil mi ?
Cami'de uyanıyorsunuz. bir tahta sandık içersinde,
Herkes karşınızda saf durmuş, iyiliğinize dua ediyor
Ve tüm haklar helal edilmis vaziyette.
Tabuttan dogruluyorsunuz, yasli, olgun ve agirbasli olarak.
Herkes etrafinizda, büyük bir itibar, iltifatlar,
Cocuklar torunlar hepsi hazir.
Arabaniza kurulup evinize gidiyorsunuz.
Dogar dogmaz devlet size maas bagliyor, aylik veya
üc ayda bir maasinizi aliyorsunuz.
Ne güzel, hazir maas, hazir ev...
Altmisli yaslara kadar hersey garanti, huzur içinde yasiyorsunuz.
Sagliginiz gittikce duzeliyor, kaslar gucleniyor, kuvvetleniyorsunuz.
Bir gün calismak istiyorsunuz ve ise ilk
Basladiginiz gün size hos geldin hediyesi olarak
Bir plaket ve altin kol saati veriyor patronunuz..
Ve Genel Müdürlük veya bunun gibi yüksek bir
Makamdan tecrübeli bir insan olarak ise basliyorsunuz.
Herkes karsinizda elpence divan...
Vücudunuzda da bazi hosa giden hareketler de basliyor.
Gittikçe zayifliyor forma giriyorsunuz.
Diger hormonal aktiviteler artiyor,
Fevkalade.....
Aman ne güzel günler basliyor...
Derken birgün patron size artik 'üniversiteye gitsen daha iyi olur' diyor.
Bu arada babaniz ortaya cikmis, 'fazla calistin' diyor .
Artik eve don, isi birak, okumaya basla, harcligin benden olsun...
Keyfe bakar misiniz ?
Okudugunuz dersler gittikçe kolaylasiyor.
Ekmek elden, su gölden bir dönem basliyor.
Partiler, diskotekler, kizlarin - erkeklerin sayisi artiyor.
Derken anne ve babaniz sizi goturup getirmeye basliyor,
Araba kullanma derdi de yok artik...
Günün birinde sizi okuldan da aliyorlar,
'evde otur, keyfine bak, oyuncaklarinla oyna' diyorlar...
Mamaniz agziniza veriliyor, zaman zaman altinizi bile temizliyorlar,
hatta bu durum aliskanlik yaratiyor ve hiç tuvalet
Kullanmamaya basliyorsunuz.
Derken anneniz bir gün size süt verme kararini aliyor
ve baska bir keyifli donem basliyor.
Mama artik her yerde, her an ve en taze seklinde hazir.
Bir gün karanlik ilik ve sicak bir ortama giriyorsunuz.
Beslenmek icin agzinizi acmaya dahi gerek yok, bir kordondan besleniyor,
sicacik,yumusacik, gurultu ve patirtisiz bir ortamda yasiyorsunuz.
Kuculuyor, kuculuyor, ufacik bir hücre halini aliyorsunuz.
Ve günün birinde müthis keyifli bir orgazm ile hayatiniz bitiyor....
CAN YÜCEL
Her okuduğumda tekrar tekrar beğendiğim bir yazı,alıntılara yer vermeyi pek sevmiyorum biliyorsunuz .Ama feyz almak adına arada böyle güzel yazılarada ihtiyaç duyuluyor.

Portakal soyuşunu seyretmek çok güzel

Kadın oldukça hoş,alımlı güzelce birşey.
Adam işinde başarılı,kariyer sahibi.
Seviyorlar birbirlerini uzunca süren bir flörtten sonra evleniyorlar.
Herşey gayet yolunda gidiyor mükemmel bir evlilik yaşamaktalar..
Ta ki; kadının kafasında sebebini bulamadığı düşünceler yer almaya başlayana kadar.
Kadın…
Son zamanlarda ilişkilerine dair hep kendi kendine şunu soruyor:
Sadece bedeni mi seviyor? İyi bi seks hayatımız var bu mu beni çekici kılan ona karşı tam olarak ne ifade ediyorum onun için.?
Günlerdir bu sorularla boğuşmakta adamsa hiçbişeyin farkında bile değil. soramaz da bunu şimdi tam çıkmazda kadın.
Derken bi akşam televizyon karşısında yine her akşam ki rutinleri…
Kadın birden adamın ona baktığını farkediyor adamsa öööle dalmış,karısına bakıyor kadın oralı olmuyor,elinde bıçak adamsa hala bakmakta kadın nedense dönüp bakamıyor bile garip duygular içinde ve dayanamıyor, dönüyor …O da o da bir şey söleycek ama susuyor.
Noldu der gibi bakıyor elinde bıçak öylece bakıyor…
Adam gülümsüyor ve şöyle diyor:
"Portakal soyuşunu seyretmek çok güzel."
-İşte anahtar cümle
herşeyi bir anda yoluna koyuveren cümle…
Kadın şaşırıyor, mutlu..çok mutlu,huzurlu ama şaşkın o anda tüm o sorular dağılıveriyor birden kadının aklında ki.
Adam mı?O maalesef olan biten hiçbirşeyin farkında bile değil sadece gülümsüyor...

Sanırım bazen biz çok kuruyoruz içimizde ve bu tarz düşünceler bazen bizi felaketlere bile götürebilyor .
Herşeyi konuşmak, konuşarak paylaşmak hayatı daha yaşanılır bir hal aldırıveriyor
öyle değil mi?

Blogcular sendikalaşıyor

Bu çok sesli ve çok çeşitli internet dünyasında ne tür bir organizasyonun gerekli olduğu ve bu organizasyona kimlerin davet edilmesi gerektiği üzerine ise, bir görüş birliği yok. Blogculardan oluşan sol-eğilimli bir koalisyon, sağlık sigortası almak, toplu sözleşme hakkı kazanmak ve hatta profesyonel standartlar belirlemek için bir sendika kurmaya çalışıyor.
Sendika kurma çabası blog dünyasındaki özellikle de politik alandaki gücün ve sayının büyümesinin bir uzantısı ve birçok insana göre 1980’in serbest çalışan yazarları arasındaki sendika hareketlerini andırıyor.

Organizatörler blogger sendikasının internet tabanlı yazarlar için sadece profesyonelliğin gelişmesini sağlamayacağını aynı zamanda kendilerinin aday kampanyalarındaki rollerinin önemini göstereceğini umuyor. Suburban Guerilla blogunun yazarı Susie Madrak, “Bence öyle bir noktaya geldik ki artık blog dünyasının içinde olmayan insanlar bile bizim yaptığımız işin değerini anlıyor” diyor.
Fakat bu çok sesli ve çok çeşitli internet dünyasında ne tür bir organizasyonun gerekli olduğu ve bu organizasyona kimlerin davet edilmesi gerektiği üzerine bir görüş birliği yok. Bazıları sadece aktivist blogcular için bir dernek düşünürken diğerleri ise her blogcuya açık bir lonca istiyor.
Bir grup ise sendika fikrine karşı çıkıyor. ‘Committee to Protect Bloggers’ın kurucusu Curt Hopkins bunun nedenini, “Blog yazmayı sevmemin nedeni anarşist bir eylem olması. İstediğim şeyi istediğim zaman istediğim şekilde yaparım ve kimse bana ne yapmam gerektiğini söyleyemez” diye açıklıyor. Hopkins’e göre isteyen herkes bu işi yapabilir ve bu ortamda bir ortak nokta yok. Bu yüzden de büyük çapta bir girişim başarısızlığa mahkum.
Muhafazakar blogcular da sendika kurmanın onları orta yol medyası ve konformist hale getireceğini; özgür düşünceyi kısıtlayacağını düşünüyor.
Pew Internet & American Life Project’e göre ABD’li internet kullanıcılarının yüzde 11’i başkaları hakkında internet sayfaları ya da bloglar yaratmış; yüzde 8’i ise kendileri hakkında blog oluşturmuş.
Dünya çapında 94 milyon blogu gözlemleyen Technorati ise günde, kuş gözlemlemeden ünlülerin ayakkabılarına kadar çeşitli konularda 120 bin blog yaratıldığını saptamış.
Çok az sayıda blogcu yaptığı iş için ücret alıyor ve bunların da çok azı geçimlerini bu işten sağlayabiliyor. Fakat birçoğu, bu iş için ücretli işleri kadar enerji ve zaman harcadıklarını belirtiyor.
Kaynak: http://netci.iblog.com/
ASSOCIATED PRESS / ntvmsnbc

Geçmişe Bir Gidelim....

Barış Manço Fransa'da bir televizyon kanalinin canli yayinina konuktur... Küstah bir spiker vardir ve Barış Manço ile dalga geçmektedir... Sürekli, "iste Türk, yani barbar, vahsi vs..." demektedir... Barış Manço daha fazla dayanamaz ve spikere "yaninizda kâgit para var mi?" diye sorar! Bu soruya spiker sasirir ve "evet var ama n'olacak" der... Barış Manço israr edince spiker cebindeki kâgit paraları çikartir... Bu olaydan az önce Barış Manço canli yayinda "Anahtar" adlı sarkisini söylemistir... Bu sarkinin bir bölümü söyledir: "Bes Akif- bir Saat Kulesi, iki Kule-bir Fatih, bes Fatih-bir Mevlana, iki Mevlana-bir Sinan" (Baris Manço / Anahtar sarkisi / Darisi Basiniza Albümü / 1992) Bu sarki bir matematik sorusudur ve sarkida adi geçen kisiler o dönemdeki Türk parası olan banknotlarin arkasinda fotografi olan kisilerdir... Baris Manço spikere sorar: "Bu paranizda fotografi olan kisi kim?" Spiker: "General......." Barış Manço diger paralardaki fotograflari olan kisileri de sorar,spikerin verdigi cevaplar hep aynidir "General.......", "Amiral...........", "Komutan............." Spikerin bu "falanca General, falanca Amiral, falanca Komutan" cevabyndan sonra, bu sefer de Barış Manço cebinden Türk paralarini çikarir... Spikere der ki: "Bu parada fotografi olan kisi Mehmet Akif Ersoy'dur. sairdir... Bu fotograftaki kisi Mevlana'dir. Düsünürdür... Bu paradaki fotografi olan kisi Fatih Sultan Mehmet'dir. Adaletin sembolüdür... Bu paradaki kisi ise Atatürk'tür. "Yurtta baris, dünyada baris" diyen kisidir... Bizim paralarimiz bunlar... Biz Türkler ince ruhlu, kibar, medeni insanlar oldugumuz için paralarimizin arkasına "sairlerimizin", "düsünürlerimizin","bilim adamalarimizin" fotograflarini bastik... Siz Fransizlar kendiniz barbar, vahsi oldugunuz için paralarinizin arkasina hep savas Adamlarinin fotograflarini basmisiniz!" der... Barış Manço nun bu müthis cevabindan sonra televizyon yöneticileri Canli yayini keserler ve spikeri oradan kovarlar, baska bir spiker yerine gelir ve canli yayin yeniden baslar, yeni spiker Barış Manço'dan ve Türklerden özür diler, programa böylece devam edilir...

miniklerin komedi soruları

anne bu ne ?
- buzdolabi yavrum .
- neden ?
anne baliklar su içer mi ?
-eniste bu ne?
-çakmak
(1 dakka sonra)
-eniste bu ne?
-çakmak
-eniste bu ne?
-çakmak bahadir
... -eniste bu ne?
-gazoz kapagi
-olur mu o çakmak!

baliklar terler mi ?

-kedi mamasi yesem kedi olur muyum anne?
-olmazsin kizim
-peki kedi benim yemegimi yerse insan olur mu anne?

-baba, yeni aldigin ayakkabilarim ne renk?
-kahverengi yavrum.
-peki baba, kahve ne renk?
-....?!

-bunu kiriyim mi?
-hayir.
-bunu kiriyim mi?
-hayir.
-bunu kiriyim mi?
-hayir.
.......
-bunu kiriyim mi?
-kir Allah'in cezasi kir.
-neden?

-teyze bu ne?
-uçak
-o uçak degil bi kere, helikopter!

hamile bi kadina: sen çocugunu niye yedin?

-anneee, bu kedinin kuyrugu niye uzamiyo?
-ne?!
-Çekiyorum ama niye uzamiyo?

(Aslında çocukların genelde yaptığı şeydir; çoğu şeyin cevabını bildikleri halde yine de ne olduğunu sormak.O yaşta herşeyi öğrenmek isterler hep,ebeveynlere de sabırlı olmak düşüyor tabi bu durumda.Çünkü küçükken o kadar çok soru soruyorlar ki;aynı soruyu defalarca.)

böyle iş olurmu ya

Okurken biraz aklınız karışacak eminim ama hakkaten bu gerçekse yuh diyorum

Adamın askerlikten yırtmak için yazdığı dilekçeye bakın.
Ankara Sulh Ceza Mahkemesi'ne : Şu günlerde askerliğe çağırılacağım. Yaşım 24 ve 44 yasında bir dul bayanla evlendim. Evlendiğim bayanın da 25 yaşında bir kızı var. Babam ise bu kızla evlendi. Böylelikle babam, karımın kızı ile evlendiği için damadım olmuş oldu. Bunun üzerine kızım da babamla evlendiği için üvey annem olmuş oldu.Hanımım ve benim geçen sene bir oğlumuz oldu. Oğlum hanımımın kızının erkek kardeşi oldu. Aynı zamanda babamın da eniştesi. Bir de üveyannemin (hanımımın kızı- babamın eşi) erkek kardeşi olduğu için dayı oldu. Anlayacağınız benim oğlum benim dayım oldu.Babamın eşi sene sonunda dünyaya bir erkek çocuk getirdi. O, babamın oğlu olduğu için benim de Erkek kardeşim ve de kızımın oğlu (Babamın eşi) olduğu için de torunum. Yani ben torunumun erkek kardeşiyim. Ayrıca bir annenin evladının babası eşi olduğuna göre, ben de eşimin kızının babasıyım ve de kızımın erkek çocuğunun erkek kardeşiyim. Kısacası ben kendimin büyükbabasıyım.Sayın Savcı Bey, sizden ricam beni Askerlik görevimden azletmenizdir, siz de biliyorsunuz ki kanunlarımızda Baba, Oğul ve Torun ayni zamanda askerlik yapamazlar. Saygılarımla.....