Ayrılık gidiş tarzındadır etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
Ayrılık gidiş tarzındadır etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

Gitme bir adım öteye...



Aşk yasaklandı artık halka açık yerlerde;
El tutmak yol açıyor diye hesapsız susmalara, kaldırdık tüm tutuşmaları.
Yasak kelime oyunu yapmak, yalan söylemek mecburi ve serbest ayyuka çıkmak !
Artık yağmur sonraları toprak kokmak yok ,tomurcuklanmak günah ;
Ve bir insan gözü yüzünden yüz gün ard arda uyumamak...

Kimse ölmesin diye kimsenin aklında, her sevdalı verdiği sözü geri alacak !
Güneşi, ayı ve hatta hiç bir tabiat olayı şahit gösterilmeyecek hiç bir sevdaya ...
Ne deniyorsa onu atacak kalp ve süresi yirmidört saate çıkarılacak meskun mahallerde ağlamanın... ... ...


Duvara bir çentik daha atıyorum.

ikili ilişkiler benim için hep zor olmuştur hernedense . Nedenini bilmediğim bir şey olur ve biter , devamında acı çeker , ağlar sızlar ,yalnız kalırım orada biyerlerde. Sevmeyimi bilmiyorum yoksa bu güne kadar hiç sevilmedim mi ? Bu soruyu sorarım hep kendime.Empati kurmaya çalışırım yerine koyabilmeyi, öteki olabilmeyi denerim ama nafile hep bi yerde tıkanır kalırım...
Yoğunlaşırım.
Aslında biten nedir? Ya da zaten başlayan birşey var mıdır ?
Sorular beynimde kendi kendime düşünürken daha bir çoğalır ve can sıkıcı olur .Yüzleşmekten kaçındıklarım karşıma çıkar ve bu durum hiç hoşuma gitmez. Bunun nedeni de yaşdığım aşkın şizofrenik boyutlarda olmasıdır
Sanıyorum ki; her insan farklı şekilde yaşıyor acısını.Kimileri dile getiriyor, kimileri böyle benim gibi satırlara döküyor. Rahatladığımı hafiflediğimi hissedeceğim günler henüz yakında değil biliyorum. Şimdilik en iyisi duvarıma bir biten aşk için daha çentik atmak.

Günün tınısı da bu yazı eşliğinde olsun
Herneyse


Aşk'a Dair

Aşk,
En dizginsiz duygusudur insanın. Sınırları çok keskindir aslında. Esnekliği yoktur. Kuralsızdır. Onu eğip büken ve sanki şekillendirilebilir bir duyguymuş gibi algılayan bizlerizdir. Sanki her sevgilide yeni bir aşk tanımı yapılabilirmiş gibi biz her ayrılığın ardından aşka dair kararlar alırız ve sanırız ki bir gün aşk; bizim duygularımıza göre tarafımızdan yıllar süren çalışmalar sonunda tasarlanmış ve en ergonomik yapısını almış olarak hayatımızda yer alacak. İnsanın en büyük yanılgısı budur. Bizlerin müdahale sınırları içerisinde kalan şey ilişkilerimizdir. Her ilişkide karşı cinsi biraz daha iyi tanırız. İnsan olgusunu biçimlendiririz kendi hayatımızda. Ve biten her ilişkide aslında bir sonra ki insana hazırlık yaparız ve bir noktadan sonra hayatımızın insanı diyebileceğimiz kişiliğin bütün özelliklerini belirleriz. Sonrası insana dair arayıştır, mükemmele en yakın olanı aramak. Aşk hiçbir zaman arayış değildir. O zamansızdır ve aslında çok nazlıdır. Değeri bilinmesi gereken ve ruhu besleyen şey aşktır, ilişki değil. Ve bizler aşkın değerini hiçbir zaman bilemeyiz. Aşkı kendimizde yaşayamayız. Hayatımıza her girişinde aşkı isteklerimizle bastırırız. İsteriz ki aşık olunan kişi sevgili olsun. Mutlu günler yaşansın, duygular en hassas yanlarından hissedilsin. Ve biz bunları istedikçe ve ilişki yaşandıkça aşk yavaş yavaş biter. Her ilişkide taraflar birbirlerinin isteklerini karşılamak durumunda kalır. Sürekli karşımızdakini kendi isteklerimize yöneltmeye çalışırız. Ama düşünmeyiz aşık olunan bizim karşımıza ilk çıktığı haliyle sevilmiştir. Aşk onun ilk halini kendisine güç alarak hayat bulmuştur. Ve her değişim aşkın virüsüdür. En sonunda gider zaten. Sonrasında aşk olmayan bir ilişki, alışkanlıkların şiddeti kadar sürekliliğini yaşar. Karşımızdaki insanın hayatına saygı duyabildiğimiz sürece, onun geçmişinde yaşadığı her şeyin onu o yaptığını anlayabildiğimiz sürece, onun yalnızlığını kendimizle bitirmediğimiz sürece aşk nefes alabilir. Aşk herkesin kendinde güzel, kendine özel…

Başak, blog da sevmeyi anlattığı bir yazısında ‘Anlarsınız ki hiçbir umut yoktur, severken karşınızdaki insanın sizi sevmeme lüksünü eline verir gibi davranırsınız’ dediği bir cümle sarf etmiş. İşte aşk hiçbir zaman karşınızdakine sizi sevmeme gibi bir lüks veremez. O sizin sevme lüksünüzdür, size özeldir. Bunun tadını çıkarıp ruhu beslemeli…

Paylaşımlara Dair

...Hayat kendi dinamiğinde kendi kurallarını barındırıyor ve bu kurallar insanların isteklerini karşılamaya yetmiyor. Hep söyleriz ya neden bi kerede benim istediğim gibi olmuyor diye. Buna karşılık bizlerde hayat mücadelesi denilen olayı tanımlıyoruz kendimizce ve isteklerimizi hayata bırakmak yerine diğer insanlarla paylaşımlarımızla hedefe ulaşmaya çalışıyoruz. Duruma göre doğru silahını kuşanmış askerler gibi saldırgan, bazı zaman kalkanının arkasında korunan oluyoruz. hayata karşı bizim zaferimiz kazanabildiğimiz insanlar ve onların bize kazandırdıkları oluyor. zaten bu durumda kazanılanlar fazlalaştıkca hayat daha güzel ve daha cömert olabiliyor. bunun temelinde paylaşımlar yatıyor. Empati denilen sanat ve konuşarak anlaşmanının gücü.


Hayatındaki insanların toplamı kadarsındır aslında. Hayallerinle de yaşasan, kendini hayatın kucağına da atsan toplamın sonucu değişmez. Önemli olan hayatına eklediğin insanların sana güç verdiğini hissetmen ve bunu hissettiremeyenlere de saygı duyarak onlarla hayatını paylaşmamandır. Bu hayatla arandaki bağdır. Bunu ne kadar doğru yaparsan bağların o derece kuvvetli olacaktır. Bu doğrunun yolu ise emek vermektir. Hayatına dahil ettiğin insanlara vereceğin emek aslında seni sen yapan gücün kaynağıdır.

Hayatındaki insanların sana geldiği günden bu güne kadar olan sürece bakarsan her insan yeni bir başlangıçtır aslında. Her başlangıç için başta kabullenilmesi gereken, her şeyin bir bedeli olduğudur. Ne için bedel ödeyeceğini belirlemek insanın kendisini tanıması, bu bedeli göze almak insanın kendisine olan güveni ve ödenen bedelin sınırı ise insanın kendisine olan saygısıdır...