Aşk,
En dizginsiz duygusudur insanın. Sınırları çok keskindir aslında. Esnekliği yoktur. Kuralsızdır. Onu eğip büken ve sanki şekillendirilebilir bir duyguymuş gibi algılayan bizlerizdir. Sanki her sevgilide yeni bir aşk tanımı yapılabilirmiş gibi biz her ayrılığın ardından aşka dair kararlar alırız ve sanırız ki bir gün aşk; bizim duygularımıza göre tarafımızdan yıllar süren çalışmalar sonunda tasarlanmış ve en ergonomik yapısını almış olarak hayatımızda yer alacak. İnsanın en büyük yanılgısı budur. Bizlerin müdahale sınırları içerisinde kalan şey ilişkilerimizdir. Her ilişkide karşı cinsi biraz daha iyi tanırız. İnsan olgusunu biçimlendiririz kendi hayatımızda. Ve biten her ilişkide aslında bir sonra ki insana hazırlık yaparız ve bir noktadan sonra hayatımızın insanı diyebileceğimiz kişiliğin bütün özelliklerini belirleriz. Sonrası insana dair arayıştır, mükemmele en yakın olanı aramak. Aşk hiçbir zaman arayış değildir. O zamansızdır ve aslında çok nazlıdır. Değeri bilinmesi gereken ve ruhu besleyen şey aşktır, ilişki değil. Ve bizler aşkın değerini hiçbir zaman bilemeyiz. Aşkı kendimizde yaşayamayız. Hayatımıza her girişinde aşkı isteklerimizle bastırırız. İsteriz ki aşık olunan kişi sevgili olsun. Mutlu günler yaşansın, duygular en hassas yanlarından hissedilsin. Ve biz bunları istedikçe ve ilişki yaşandıkça aşk yavaş yavaş biter. Her ilişkide taraflar birbirlerinin isteklerini karşılamak durumunda kalır. Sürekli karşımızdakini kendi isteklerimize yöneltmeye çalışırız. Ama düşünmeyiz aşık olunan bizim karşımıza ilk çıktığı haliyle sevilmiştir. Aşk onun ilk halini kendisine güç alarak hayat bulmuştur. Ve her değişim aşkın virüsüdür. En sonunda gider zaten. Sonrasında aşk olmayan bir ilişki, alışkanlıkların şiddeti kadar sürekliliğini yaşar. Karşımızdaki insanın hayatına saygı duyabildiğimiz sürece, onun geçmişinde yaşadığı her şeyin onu o yaptığını anlayabildiğimiz sürece, onun yalnızlığını kendimizle bitirmediğimiz sürece aşk nefes alabilir. Aşk herkesin kendinde güzel, kendine özel…
Başak, blog da sevmeyi anlattığı bir yazısında ‘Anlarsınız ki hiçbir umut yoktur, severken karşınızdaki insanın sizi sevmeme lüksünü eline verir gibi davranırsınız’ dediği bir cümle sarf etmiş. İşte aşk hiçbir zaman karşınızdakine sizi sevmeme gibi bir lüks veremez. O sizin sevme lüksünüzdür, size özeldir. Bunun tadını çıkarıp ruhu beslemeli…