şefin tavsiyesi etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
şefin tavsiyesi etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

Çinli bir bilgeden erkeklere 5 altın öğüt

  • Ev işlerinde ve zor işlerde sana yardım edecek olan, aynı zamanda da iyi bir işi olan bir kadın bulman önemlidir.
  • Espirili, nüktedan ve seni güldürmesini bilen bit kadın bulman önemlidir.
  • Kendisine güvenebileceğin ve sana hiç yalan söylemeyecek bir kadın bulman önemlidir
  • Seninle aşk yapmayı seven bir kadın bulman önemlidir.
  • Bu dört kadının birbirlerini tanımamaları çok önemlidir.
Daha ne denebilir ki eliin çinlisi ve bilgesi bile bunu diyorsa :) iyiymiş valla!

Sunay Akın - Söz Gösterisi

İşte inanılmaz bir haber ; Sunay AKIN üniversiteleri geziyor. Mart ayının 6 sından itibaren başlayan bu kültür etkinliğini geç kalarak duyurmaktan utanıyorum ama geç olsa da blog da yer vermek istedim.

' nın düzenlediği bu organizasyon çok hoşuma gitti. Şükürler olsun ki artık üniversitelerin konferans salonların da kayda değer yüzler görünmeye başladı. (Hülya Avşar sahnelere veda etti diye sanırım :)
Lafı uzatmaya hiç gerek yok. Güzel adam, dolu adam feyz alınması gereken bi adam. Üniversite de okuyun okumayın katılın derim bence . (kötü yanı ücretli ) - (iyi yanı değer)

Sunay Akın, gösterisiyle şu üniversitelerde olacak:

Selçuk Üniversitesi, 19 Mart 2008 Çarşamba, 14.00-16.00 / 18.00-20.00, S. Demirel Kültür Merkezi 30 Ağustos Salonu
Ege Üniversitesi, 21 Mart 2008 Cuma, 14.00-16.00 / 18.00-20.00, Kampüs Kültür Merkezi MÖTBE Salonu
ODTÜ, 02 Nisan 2008 Çarşamba, 14.00-16.00 / 18.00-20.00, Kültür ve Kongre Merkezi Kemal Kurdaş Salonu
Gazi Üniversitesi, 03 Nisan 2008 Perşembe, 14.00-16.00, İİBF 100. Yıl Salonu
Sabancı Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi, 09 Nisan 2008 Çarşamba, 14.00-16.00, Sabancı Üniversitesi Gösteri Merkezi
Kadir Has Üniversitesi, 10 Nisan 2008 Perşembe, 14.00-16.00, Haliç Konferans Salonu
Boğaziçi Üniversitesi, 11 Nisan 2008 Cuma, Boğaziçi Üniversitesi Albert Long Hall

Karmaşa

Yoğun işler,koşuşturmalar... Hayatın telaşesinde geçiyor zamanlar . Geride bıraktıklarım önüme kattıklarımla yaşıyorum artık.
Uzun muhasebeler- kendimle savaşım - olduğum konum , statüm , rolüm ,normum ... Bunlar mı beni ben yapan?
Ya ben ya ben bu denli yıpranmışken başka hayatlarda kendimi arayışım ...
Hata mı yapıyorum acaba(?) diye soruyorum kendi kendime - işte bir hata daha ve getirisi bir çentik mi olacak?
Korkularım.
Onlardan her kaçışımda biraz daha artıyorlar ne acı.
Şair in dediği gibi:
Daha çok olmalı.
Yok olmalı.
Yeter mi bu acı?
Ah bu acı ...
Demek ki alıştıkca bünye de etkisizleşiyor acı ve daha fazla dozda istiyor insan.
İsteklerimiz doğrultusunda kurduğumuz dünyalarda yaşamaya alıştırmışız kendimizi.
Beklentilerimizi karşılamayınca mutsuzlukla cezalandırmak ödev olmuş artık bizim için
Mutsuzum çünkü; mutluluk uzakta.
Sessizim çünkü; konuşmak yoruyor beni bu aralar.
Yorgunum çünkü ; hafifliğinde kaybolacağım bi şey yok.
Çünkü ;
Karmaşam da boğuluyorum.


Bu arada güzel bir blog tavsiyesi Tanıdık izler bulabileceğiniz bir blog Dejavu ben çok beğendim umarım sizler de beğenirsiniz.

Orjinal objeler


Bunlar da çok hoşuma gitti yayınlamazsam çatlarım kardeşim :)

Hafta sonu tatili

Bu hafta sonu iş yeri olarak yaklaşık 50 kişi Ayvalık'a tatile gittik. Gerçekten inanılmaz eğlendim hatta tamamen sıkıntılarımdan ,üzüntülerimden uzaklaştım diyebilirim.Okadar keyif aldım ki en son kendimi sahnede elimle mikrofonla buldum :)
Otelimiz 4 yıldızlı bir pansiyondu tam anlamı ile bir rezaletti ama biz kötü durumları iyiye çevirmek için elimizden geleni yaptık ...

Kaldığımız otelin iskelesi :)

Akşam üstü, güneş ve ben :)

Şeytan sofrasından aşağısı...

Akşam yemeğinde bizim için tutulan Piyanist Şantör amcamız ne yazık ki hoppidi hoppidi havaları sevmediği için hali ile çalıp söylemedi de o nedenle iş başa düştü ve yoğun istek üzerine ilk önce Füsun Abla ile birlikte bir cici kızlar tadında Grup oluşturduk.Daha sonra ben performansımıza tek başıma devam ettim.Yaklaşık 15 şarkı söyledim ve en son olarak Hade Hade Hade ile kapanışı yaptım :)
Çok içtim, çok güldüm ,çooook göbek attım, çok gezdim ve çok eğlendim aslında anlatacak çok şey var ama kelimeleri toparlıamıyorum çünkü ;bu aralar hayatı sil baştan yaşıyorum, yıkıntıdan çıkıyorum o nedenle zor zamanlar hali ile devrilen kelimeleri düzeltmek zor geliyor.Siz beni anlarsınız...

Bu resimde ki su dolu olan çukur bir rivayete göre şeytanın ayak izi imiş. Ayvalıkta Şeytan Sofrası diye bir yerde bulunuyor ...

Bu arada Ayvalık'a ve Cundaya gitmenizi şiddetle tavsiye ederim.

herşeyim :)




Vazgeçilmezim, içtikçe içesim gelen şey.İçimi ısıtan, belki de yalnızlığımı paylaşan, yansımasında kendimi bulduğum ...
Bu kadar değer verdiğim bir şey hakkında yazmasam ayıp olurdu.Baktım Türk kahvesi için yazmışım, çikolata için yazmışım neden kahve için yazmıyayım? :)
İçiminin ötesinde yapımı da zordur, özeldir mesela; su dan önce fincana koyulur ve üzerine asla kaynar su dökülmez o zaman tadı kaçar hemen bir kaç tıngırdamada suyu alıp ilave ederseniz daha iyi olur .Dilerseniz ilk önce küçük bir cezvede çok az miktarda toz şekerle kavurursanız inanılmaz bir lezzet çıkar ortaya .Ruh halinize göre içine bir tatlı kaşığı sarelle de ilave edebilirsiniz inanılmaz olur :) İçeceğiniz fincan da önemlidir çünkü; kahve ve fincanın bütünleşmesi gerekir. Genellikle ben büyük fincan kullanırım.Buharında elimi ısıtmak için ya da ne bileyim belki de hemen bitmesini istemediğim için.
Herşey bir yana içtiğiniz ortam ve o an bulunduğunuz eylem de önemlidir.Bir şeyler okuren,yazarken,dinlerken o işe refakat edebilir.
Kahve seni seviyorum sen de beni sev olur mu :) senden başka kimsem yok hehehe

Çekirdek değil Tatlım Zekirdek

Çok uzun yıllardır dinlediğim bir radyo pogramından bahsetmek istiyorum bugün sizlere.
Alem Fm de yaklaşık ,daha doğrusu benim bildiğim kadarıyla 5 senedir hala devam eden, insanları gecenin 2 sinde bile sokağa çıkartıp piknik yaptırtabilecek kadar etkileme kabiliyetine sahip bir program Matrax ve onun yapımcısı,hazırlayanı,sunucusu kısacası herbişeyi Sevgili Zeki Kayahan COŞKUN.

Hemen bu parafın altına dibine not diyelim: Radyo programcılığının yanı sıra kendisi beğendiğim bir yazardır.

Şimdi dilerseniz kısaca bahsedeyim.İşin özü inanılmaz şeyler yapan bir adam ama O bunları yaptığını hiç bir zaman kabul etmiyor. Dinleyicileri bellidir "incir çekirdeğinin hacmine katkıda bulunmayanların" işi yoktur :) Bir kaç belli adamı vardır Oflu Hoca ve Ayten teyze başlıcalarıdır.Genellikle haftada bir canlı yayına bağlanırlar ve sürekli Zeki onlarla kavga eder dinleyenlerde buna katılır. Misal; Oflu Hoca (gerçek adını anımsayamıyorum karadenizli olduğu için kendisine dinleyiciler tarafından takılan bir lakap) için dinleyenler gizli gay olduğunu söyler onu çileden çıkartırlar ve bir tartışma ortamı yaratılır :)
Ayten teyze de Mersin de yaşayan, yeni yetişmekte olan kızı ile arasında ki ufak tefek sorunları canlı yayında anlatan ve sürekli iş arayan bi ablamızdır ve programa inanılmaz bir katkısı vardır.
Bunun haricin de gecenin matraksiyonu , gecenin kahramanı, gecenin esnafı ve gecenin ile başlayan daha başka olaylar da mevcuttur.
Efendim Şefin Tavsiyesi konu başlığı altında pek fazla şey yazmam beğenilesi birşey olduğundan sizleri de haberdar etmek istedim umarım dinler, beğenirsiniz ...

Ha bir de son olarak Zekirdek ten kısaca bahsedeyim.Matrax dinleyicileriyle (zekirdekciler) dolup taşan hatta ve hatta bu coşkuyu gerçek hayata taşıyıp belirli zamalarda il il organizasyonlar düzenleyip etkileşimi sağlayan güzel bir Web Sitesidir.

You Mean Everything To Me

Çoğunuz belki bu şarkıyı daha önce biliyordur benim gibi. Dinlerken uzaklara dalıp gittiğiniz böyle Edanın dediği gibi Mııırr moduna girdiğiniz bir parçadır .60 larda meşhur olan bu şarkı Neil Sedaka nın o büyüleyici sesin den You Mean Everything To Me.
internetim olmadığı için Tv izleyeyim dedim kanalları gezerken birden bu tınıyı duydum To me kısmını yakaladım.Galiba yeni yayınlanmaya başlayan ,Kelebek Çıkmazı isimli dizinin bir sahnesinde çaldı şaşırdım demek ki kaliteli şeylerde yapılabliyormuş diye geçirdim içimden :)
Herneyse efendim daha fazla uzatmadan parça ile sizi baş başa bırakıyorum
ilkkez Google ' a oynadım utandım yahuu :)


Nokia Kısa Film Yarışması

6Ekim2007- 25 Mart2008

İstabul Film festivaline Tema sponsorluğu yapan Nokia Kendi bünyesinde de bir yarışma düzenliyor "Cebimde bir kısa film var" slagonu ile katılımcılara sesleniyor dilerseniz, ilgileniyorsanız buradan katılım şartları ve yarışma hakkında bilgi edinebilirsiniz. Benim uzun zamandır hayalimde olan bir projedir bu kısa metrajlı bir film çekmek ve inanıyorum ki bir gün gerçeğe vuku bulucak.
Geçen sene dereceye giren filmler arasında birtanesi ilgimi çekti mansiyon ödülü verilen "Gaydırmaca" bence lise öğrencileri bu tarz grişimlerde bulunmalılar afferin onlara takdir ettim.
Pek sevmediğim bir yazı tipi aslına bakarsanız link falan vermek hoşuma gitmiyor ancak; böyle birşeyden de sizleri haberdar etmek için eli mahkum veriyorsun kardeşim :)

Narnia Günlükleri

Daha önce bu tarz bir film izlediniz mi bilmiyorum ancak bence muhakkak izlemelisiniz hayal gücünüzü geliştirmenizde sizlere yardımcı olabilecek filimlerden biri anımsarsanız Terabithia köprüsü diye bir filmden bahsetmiştim 2 - 3 ay önce işte yine aynı tarzda ve kalitede bir film

"2. dünya savaşı başlar ve aileleri 4 kardeşi güvende olmaları için bir köyde yaşıyan Profesör Kirke’ün yanına gönderirler artık yaşamlarını sürdürecekleri bu evde onları tahmin edemiyecekleri sürprizler bekler.
Birgün saklambaç oynarken tesadüfen keşfettikleri bir oda ve dolap.Dolabın öbür tarafındaki kapıyı açan dört çocuk, o andan Narnia adıyla bilinen paralel evrene geçiş yaparlar. Konuşan hayvanları ve mitolojik yaratıklarıyla peri masallarındakine benzer büyüleyici bir dünyaya...
Gündelik yaşantınızdan ya da aynı şeyleri izlemenin verdiği hazsızlıktan sıkıldıysanız bu filmi izleyerek başka bir dünyaya kaçabilirsiniz. Çocuklarla beraber izlenecek, herkese hitap edebilen güzel bir film. Fantastik sinemanın en başarılı örneklerinden biri. 2005 yapımı bir film ama siz bir şekilde edinip izleyin."


Emrah Best Of



Arkadaşlar birgün böyle bir şeyden bahsedeceğim aklımın ucundan geçmezdi ama hayat işte yazdırıyor insana Emrah Best Of vay anasını be :) kardeşim bu adam bir ekol olma yolunda hızla ilerliyor yahuu gurrur duyuyoruz kendisi ile
"Hepimiz Emrahız" Hayırlı uğurlu olsun Emrahcım :) sanat yaşamında başarılar diler gözlerinden öperim
Küçüksün ya o bakımdan bu arada albümde süper şarkılar var edinin derim hehehhe :)

Dibine Not : Hani Emrahın bi çocuğu çıkmıştı ya %99. 9 babası olduğu belirlenmişti de kabul etmemişti sonradan çocuğu ile el ele sinemaya giderken objektiflere poz vermişlerdi resimde ki hali resmen çocuğun aynısı tıpkısı valla tıp yanılmaz kardeşim :)

Bir Teşekkür

Daha yeni farkettiğim blogumla ilgili bir tanıtım yazısı Editorya bence bi çok tanıtım sitesinden daha iyi yapıyor bu işi ve daha profosyonel yaklaşıyor en azından bende oluşan kanı bu.
Benim için yazdığı güzel yazıya istinaden bende onun hakkında bir tanıtım yazısı yazayım dedim :) Kendi cümleleri ile
Editorya







Editorya Hakkında

Merhaba,

Editorya.com ‘a hoş geldiniz.

Bu sayfalarda, ziyaret ettiğim bloglar ve siteler hakkında değerlendirmeler yazmaya çalışacağım. Bu siteye link veren ve favorilerine ekleyenlere öncelik vermek niyetindeyim.

Her bloğa bir sayfa ayırarak mümkün olduğunca tanıtıcı bilgi vermeye gayret edeceğim. Umarım yer verdiğim sitelerin tanınmasına biraz katkı sağlayabilirim. Sizde yorumlar ekleyerek ve sitelere oy vererek gelişmesine katkıda bulunabilirsiniz.

Ziyaretiniz için teşekkür eder,
çalışmalarınızda başarılar dilerim.
Editorya.

Léon (sevginin gücü)


Eski Bir filmdir ama benim hayatımın filmi dir zaman zaman sizlerle beğendiğim şeyleri paylaştığım gibi şimdi Leon hakkında birşeyler yazmak istedim .

Léon.(Sevginin Gücü) Finali sadece finali icin bile izlenebilir.Yani bütün film boyunca siirsel bir sekilde anlatılan hikaye, final sahnesinde Mathilda nın bitkiyi topraga ekerek Leon u köklerine kavusturması ve “Leon artık burada rahatız”demesi akabinde Shape of my heart adlı ilahi müzigin calması ,filmlerde fazla duygulanmayan beni derinden etkilemiştir.Kendimi zor tuttum diyebilirim.Ayrıca Mathilda nın Leon a duydugu sevgi nin gercek anlamını anlayamayan elestirmenler bunu acımazsızca eleştirerek Leon karakterini sübyancı olarak suclamıslardır.Bu gibi sinema tarihinde insan iliskileri,hayatları üzerine nadir görülen filmleri tekrar görebilmemiz dilegiyle.Özetle.Küçük yaşlarda büyük adamlara duyulan sevgiler.İçine düşülen çıkmazlar.Zor durumlarda sığınılacak bir liman.Bedeni büyük,yüreği küçük.Bedeni küçük,yaşadıkları çok büyük hayatlar.Ve tarifi imkansız bir aşk.sahiplenme ve kaybediş .işte hepsi bu filmde var.

En sonuna da ekistırası olarak:)
Filmin o ilahi müziği Sting- Shape Of My Heart ' ı ekliyorum keyifle dinlemeniz ve izlemeniz dileği ile.


PHP öğrenelim


Yeni bir blogla karşınızdayız Biraz farklı bir çalışma ki ben hala bu çalışma içinde neden varım onuda bilmiyorum Ahmet in itelemeleri ile girdim ama Allah utandırmasın :) php öğrenicek mişiz hep birlikte valla canım sen anlatıcan biz öğrenicez :) bloga buradan bi bakın fikirleriniz varsa bizlerle paylaşın şimdiden hepinize teşekkürler.

Amerika yı Nasıl Karıştırdım

Geçen hafta bildiğiniz üzre istanbuldaydım..

Daha yolda başaldı entrasan şeyler otobüs yolculuğu yaptım ve o yolculuk esnasında çok tatlı bir bayanla tanıştım Elif KASK nedense içimden ona hep Kent demek geldi bayan kent :) baya uzun bir sohbetten sonra Yazar olduğunu mırıldandı o kadar mütevazi bir şekilde söylediki kendimden utandım Ben blog yazarım , site yaparım derken resmen ezmek için söylemiştim itiraf ediyorum Çünkü görüntüsü dahilinde kafamda onunla ilgili bir ön yargı oluşmuştu ; çok güzel ve alımlı bir kadındı Amerikada yaşıyor belli ki rahat bir hayat sürüyor ama tüm bunlara sahipken acaba kültürü dejenere mi oldu diye için için düşünmedim dersem yalan söylerim.
Ancak Elif hanım tamamen kafamdaki bu soru işaretlerini hissetmişçesine birşeyleri kanıtlma çabası içine girmeden çocuklarından bahsetmeye başladı iki tane minik ve çok güzel kızı var ve inanın yolculuk boyunca ağızlarından tek yabancı bir kelime çıkmadı anneleride öyeydi. Kızları eğitimlerini Newyorkta ilköğretim seviyesinde ama yabancı dille gerçekleştiriyorlarmış hafta sonlarıda Türk Konsolosluğunun Türk dilinde verdikleri derslere katılıyorlarmış geçekten hayran kaldım çok disiplinli bir şekilde yetiştirmiş ve yetiştirmeyede devam ediyor ...
Daha sonra yazdığı kitaptan bahsetti biraz ama fazla açmadan çünkü her yazar gibi o da ürettiği şeyin okunmasını istiyor hakverdim. Amerikayı Nasıl Karıştırdım. kitabı aldım ancak daha okumaya vaktim olmadı tek bildiğim şey büyük bir skandalın içinde bulunmuş ve bu kitap çıkmış ortaya. Sizede tavsiye ediyorum farklı birşeye benziyor çünkü.


kısaca alıntı olarak kitap ve KASK hakkında şunları söyliyebilirim;
Donald Trump’la röportaj yapmayı başaran ilk Türk! Üstelik Trump Orhan Pamuk’ a hayranlığını da ilk kez ona söylüyor. Bolivya’nın efsanevi lideri, Morales’le çene çalabilen ilk Türk de gene o. Atıl Kutoğlu ve sarsılan New York, Doğan Uluç ve Türk diplomatlarının hikâyeleri ve Lübnan operasyonunun merkezinde bir kadın… Her şey genç bir kızın bir arkadaşına vize almak için konsolosluğa gitmesiyle başlıyor. Konsoloslukta, tesadüfen babasını ziyaret eden konsolosun oğluyla tanışıyor.Derken bu tanışma evliliğe ve Amerika macerasına dönüşüyor.Kask’ın hayatı için her şey söylenebilir ama asla tekdüze can sıkıcı denemez. Kendini hep skandalların tam göbeğinde bulmaktan şikayetçi ama artık bunun karmik nedenlerden kaynaklandığına inanmaya başlamış. BM’de çalışan eşi sayesinde uluslararası operasyonlara karışması da cabası. Amerika’da yaşayan açıkgöz Türk erkeklerinin eşlerini nafaka vermeden boşamak için kullandıkları ilginç tuzaklar…Kısacası Amerika hakkında bilmek ya da bilmemek istediğiniz her şey bu kitapta. Amerika’da yaşayan Türk erkekleriyle evlenmek isteyen genç kızlara da altın değerinde öğütler var… New York’ta verilen 19 Mayıs Balosu’nda, Başbakan yardımcısı, bakanlar, milletvekilleri, büyükelçi ve konsolosun önünde nasıl kaltaklık mertebesine ulaştığının detaylarını okuyacaksınız. Elif Kask Amerika’yı nasıl karıştırdı? Donald Trump’la röportaj yapan ilk Türk olmayı nasıl başardı? Bolivya’nın efsanevi lideri Morales Elif kask’a ne dedi? Bunun gibi birçok sorunun cevabını, Amerika ile ilgili bilmek veya bilmemek istediğiniz her şeyi bu kitapta bulacaksınız. Sözünü esirgemeyen herkesten önce kendiyle dalga geçmesini bilen bir yazar var karşınızda Elif Kask her şeyi anlatıyor. Sonradan söylemedi demeyin!

Damien Rice

Bilindiği üzere belli aralıklarla sizlere dinlediğim, izlediğim, gittiğim, gördüğüm herşeyi anlatıyorum şimdi sizlere Damien Rice den bahsedicem Kendileri İrlandalıdır halkı ondan bahsederken ismini önüne Ozan sıfatını koyar.
Uzun yıllar söz yazmıştıe ve artık yazdığı bu sözlere duygularıyla birlikte ses vemeye karar vermiştir.Nasıl bir sestir bilmem en ağır arabesk bir şarkıyı dinlediğinizde bile bu denli ... olamazsınız.
Uzun lafın kısası;
hafif sessizlik loş ışıklar bi fincan kahve yada bi kadeh şarap ve Damien Rice işte hayat bu ya :) müzikleri ni buradan dinleyebilirsiniz. umarım sizlerde beğenirsiniz.Favori parçlar bir çogunun olduğu gibi Cheers Darlin' ,Volkano ve The Blower's Daughter.

yorgo Seferis

Gece gece uykum kaçınca blog ları geziyorum türkblogyazarlarınki arkaşlarımın blogları ...Birden Can 'ın blogun da ki bir yazı ilgimi çekti Yorgo Seferiz imzası vardı ben bügüne değin hep Urla da bir otel olarak bilirken aslında bir edebiyat adamı ve o otelinde yıllar önce yaşamış olduğu evi olduğunu öğrendim ve bununla ilgili bir yazı yazmalıyım dedim kendi kendime.

2005 senesinde çok ufak bir tatil yaptım ancak unutmadığım bir tatil oldu benim için aklınıza aman ne var işte yazın git cıstak cıstak eğlen bide yaz aşkı bul budur işte yaşadığın tatil -böyle birşey gelmesin.
Urla bir çoğunuzun bildiği gibi ufak bir sahil kasabasıdır ve oldukça sessiz biryerdir ve orada bir otel vardır ki aman sakın reklam olayına girdik sanmayın üzülürüm farkındaysanız link mink yok sadece güzel gördüğüm birşeyi paylaşıyorum.Yorgo Seferis otel gerçekten görülmeye değer bir yer hiç olmazsa önünden geçerken bile bakabilirsiniz sadece mimarisi şahane içine girdiğinizde başka bir aleme giriyorsunuz hemen bir büyü sarıyor etrafınızı yaa nasıl anlatmalı odanıza resepsiyonun arkasındaki bir kapıdan geçiyorsunuz mükemmel bir oda cibinlikli bir yatak teknoloji den uzak sadece minicik bir televizyon sessiz cırcır böcekleri eşliğinde uyuyorsunuz.sabah o küçük gizli bahçesinde sizi elinde tepsi -tepside küçük tabaklarda hazırlanmış bir kahvaltı - önünde önlüklü hoş bir ege kadını karşılıyor günaydın diyerek.Kahvaltınız bitiyor ve bahçenin içinden geçip stabilze bir yolda engin maviye doğru bir yolculuk başlıyor... Unutamadığımdan mıdır büyüsü geçediğinden midir bilmiyorum ama sizlerle paylaşmak istedim işte benim Terabithia m da orası sanırım.. Eylül tam zamanıdır.. gitmelimi acaba?

terabithia

Burası, sadece ormanın derinliklerindeki bir derenin üzerinden halatla aşılarak giriş yapılabilen bir ülkedir. Devler, canavarlar ve çeşit çeşit yaratıklarla dopdoludur. Leslie ile Jess bu ülkenin Kral ve Kraliçesi olarak, kendi yarattıkları yaratıklar arasında hüküm sürerler. İkisi arasında öylesine büyük bir dostluk bağı vardır ki, Terabithia'nın şeytani güçleri bile bu dostluğu bozamaz.

Mükemmel kurgulanmış bir film.Senaryo mükemmel Sanıyorum bir kitaptan yola çıkılarak senaryolaştırılmış.
Kısaca bahsetmeliyim fazla detaya girmeden çünkü izlemenizi isterim.Küçük bir erkek çocuğu Jess ailede tek erkek çocuk diğer kardeşleri ile sürekli kıyas halinde mükemmel bir resim kabiliyeti var ve çok hızlı koşuyor ancak bu yetenekleri kimse tarafından takdir edilmiyor. Okul hayatı berbat sürekli kendinden büyük arkadaşları tarafından itilip kakılıyor ve hali ile içine kapanık bir karakter çıkıyor ortaya taki...

Okula yeni gelen Leslie le tanışmaları sonucunda herşey Jess için değişiyor.

Leslie yaşamadığı şeyleri tıpkı yaşamışçasına yazan hikaye edebilen bir kaleme sahip öyle ki yazdıklarını başkalarına gerçekmişcesine yaşattırıyor ve hikayemiz böylelikle başlıyor..

Leslie'nin olağanüstü hayal gücünün kapılarını Jess'e açmasıyla birlikte artık paylaşabilecekleri harika bir ortak noktaları vardır: Gizli ülke Terabithia


inti-illimani

Zaman zaman sizlerle sevdiğim melodileri paylaşıcam önceliği mükemmel bir grup olan inti-İllimani evet bir çoğunuz gibi ne söylediklerini anlamıyorum ancak müziğin amacıda bu değilmidir zaten melodilerle anlaşır dünya müzikleri seslerle tınlarla ...

Kullandıkları müzik aletleri harika mızıka var en başta .. Yaylılar .. Çıngır çıngır öten birşeyler zaten bi kıpır kıpırlık var duramıyor insan yerinde :)
Birazda teknik anlamda bilgi :
-Grupta müzikal anlamda Horacio Salinas
etkisi görülmekteydi, fakat 2001 yılında yaşanan bölünme sonucunda üç önemli üye (Jose Seves, Horacio Durán ve Horacio Salinas) gruptan ayrıldı. Yerlerine Manuel Merino, Cristián González ve Juan Flores geldi. Eski elemanların ayrılmasından sonra grubun aynı ismi kullanıp kullanamayacağı tartışma yarattı. Bu süreçte ayrılan üç eleman aynı isimle yeni bir grup kurdu. 2005`ten beri bu ismi taşıyan iki grup vardır: Tarihsel Inti Illimani (José Seves, Horacio Durán ve Horacio Salinas), Yeni Inti-Illimani (Coulon kardeşler).
Inti Illimani popüler müzik geleneğinden gelen chitarra, tiple colombiano, charango, quatro venezolano, sikus, quena, rondador, bombo leguero, zampoña, maracas, guiro, quijada ve pandereta gibi çeşitli enstrümanlarla viyolonsel, kontrbas ve keman gibi klasik müzik enstrümanlarını birlikte kullanır.-
http://www.inti-illimani.cl/ her türlü bilgiye bu web sitesinden ulaşabilirsiniz tasarımıda çok güzel müzikleride dinler fikir edinirsiniz dili çözmeniz basit ingilizce bazi kelimelerin sonuna A harfi ekleyince Latin amerikaya özgü dil çıkmış oluyor ortaya :)